+  Define - Definecilik - Ana Sayfa
|-+  ÇÖZÜMÜNÜ ÖĞRENMEK İSTEDİĞİNİZ İŞARETLER
| |-+  Anadolumuzun İlleri Hakkında Bilgiler
| | |-+ 
 Bingöl

Üye Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Bingöl  (Okunma Sayısı 1207 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 23 Haziran 2007, 23:46:28 »
PeopLe
*
Mesaj Sayısı: 503
Tecrübe Puanı: 1670

Offline
Bingöl

BİNGÖL İLİNİN ADININ OLUŞUMU

Bingöl'ün bilinen en eski ismi Cebel-cur dur. Cebel dağ, Cur akan anlamındadır. Bu kelimenin zamanla Çabakçur şeklinde telaffuz edildiği ihtimali kuvvetlidir. Zaten Çabakçur akan temiz su anlamına gelir.

Evliya Çelebiye göre bu isim Büyük İskender tarafından verilmiştir. Rivayete göre Büyük İskender vücudundaki dayanılmaz ağrılar için nice hekimlere baş vurduğu halde şifa bulamaz. Bunun üzerine Ab-Ul Hayat (ölümsüz hayat) suyunu aramaya başlar. Uzun aramalardan sonra kaynağı kendisi olmasa da o sudan içip dayanılmaz ağrılardan kurtulur. Faydasını gördüğü bu suya "Makdis lisanı" üzerine cennet suyu anlamına gelen Çabakçur adını verir. Doktorlarına, sizlerin çare bulmadığınız ağrılarıma Allah cennet ırmaklarından deva verdi. Burada benim adıma bir kale yapın ve adını Çabakçur koyun demiştir. Daha sonra çeşitli kaynaklarda Mingöl olarak karşımıza çıkar. Mingöl göller bölgesi anlamındadır. Mingöl kelimesi de zamanla halk tarafından Bingöl şeklinde telaffuz edilmiş bin tane göl anlamındadır.

Daha sonra Bingöl'e Çevlik denmiştir. Bağ bahçe anlamındadır. Bu ad günümüzde yöre halkı tarafından halen kullanılmaktadır.

1874 yılında yapılan bir idari düzenlemeye dayanılarak 1881 de Bitlis vilayeti kuruldu. Çabakçur ve Genç bölgesi Bitlis Vilayetine, Kiğı Erzincan'a, Karlıova Muş'a bağlandı.

Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında Elazığ, 1929 senesinde Muş'a bağlanan Bingöl, 1936 yılında çıkarılan bir kanunla il haline getirildi. Bu kanunun Bingöl iline ait metni aynen şöyledir. "Yeniden 9 kaza ve 5 vilayet teşkiline ve bunlarla 32 Nahiyeye ait Kadrolar Hakkında Kanun


KUTULUŞ SAVAŞI DÖNEMİNDE BİNGÖL

Osmanlılar, 1914 yılında I. Dünya savaşı patlak verince Almanlardan satın aldığı gemilerle Rusların kara denizdeki Odesa limanını bombalaması ile savaşa girmiş oldu.

Ruslar Doğu Anadolu da hızla ilerlemeye başladılar. Bu hızlı ilerleyişi esnasında Bingöl'ü işgal ettiler. Bunlara karşı Kiğı ve Karir dağlarında, Sığı boğazından, Eşek meydanına kadar uzanan alanda bir savunma cephesi kuruldu. Bu cephede o zaman herhangi bir asker yoktu. Tamamen halk tarafından oluşturulan Milis kuvvetleri bulunmaktaydı. Bu bölgedeki direnme hareketi Karirli Küçük Ağa örgütlüyordu. " Karir dağlarında Küçük Ağa oğlu Mehmet Hulusi beyin emrinde olan Hormek milli alayı Karabaş bölgesinde 3.Cibran alayı kumandanı oğlu Baba Beyin emrinde yarım alayı Sığı Boğazında Gökdereli Şeyh Şerif'in emrinde olan Çabakçur ve Palu zazalarında 1000 kişi ile Kiğı'nın Şadilli aşireti vardır. Solhan ve genç zazaları Eşek meydanı (Bugünkü şeref meydanı) cephesini tutmuşlardı.(49)

Çanakkale zaferinden sonra buradaki askeri birlikler süratle doğuya kaydırıldı. "2. Ordu komutanı Ahmet İzzet Paşa karargahını Çabakçur'un Gazik köyüne kurmuş. 2. Kol ordu komutanı Faik paşa karagahını Sancak nayesinin Simsor köyüne kurarak ordu birliklerini Karir dağları, Haciyan boğazı ve Eşek meydanı cephelerine sevk etmiştir.(50)

Ahmet İzzet Paşa bu arada Dersimi Ruslara karşı harekete geçirmek istiyordu. Bunun içinde Hormek aşireti reisi Küçük Ağayı devreye soktu. Dersime giden Küçük Ağa "bir ay içinde Dersim ağalarında yirmi dört aşiret reisinin Ahmet İzzet Paşanın karargahına gitmeye ve hükümete dehalet etmeye muvaffak olmuştur."(51) Bu başarısından dolayı Ahmet İzzet Paşa Küçük Ağayı ödüllendirmiştir.

Bu cephede yoğun çarpışmalar olmuş. Rus birlikleri bir çok zaiyat vermiştir. 1917 ekim devrimi ile Çarlık yıkıldı. İktidara gelenler 1. Dünya savaşından çekildiğini ilan ederek ordularını Doğu Anadolu bölgesinden çektiler.

Vatan savunmasında kanlarını dökerek şehit olan evlatlarını anmak ve gelecek nesillere intikal ettirmek için bunların anısına Kiğı, Çanakçı köyünde Mürsel Paşa abidesi Karlıova, Azizan köyünde Azizan abidesi Şeref meydanında Şeref meydanı Şehitliği abidesi dikilmiştir.


CUMHURİYET DÖNEMİNDE BİNGÖL

Cumhuriyetin ilanı ülkenin her yerinde sevinç ve coşkuyla karşılandı. Kiğılılar da Atatürk'e çektiği telgraflarla mutluluklarını belirttiler. "Kiğılılar adına bu telgrafı çekenler Zeynel zade Mustafa ve İmam Hacı Mehmet Efendidir."

Cumhuriyetin ilanından sonra sistemi istemeyen bazı kesimler Şeyh Said önderliğinde örgütlenerek 1925'te Genç merkez olmak üzere isyan ettiler. Bu isyan kısa bir sürede bastırıldı.

OSMANLILAR DÖNEMİNDE BİNGÖL

1514'de Yavuz Sultan Selim Bingöl'ün kuzeyini,Erzincan,Tercan ve Erzurum'u Osmanlıların hakimiyetine sokmuştu.

Çapakçur beylerinden Süleyman Bey,Osmanlıların egemenliğini kabul ederek , Çapakçur(Bingöl) Osmanlılara geçti.

"Çapakçur ve havalisi Süleyman Beye, diğer kaleler de Ahmet beye düşmüştü. Osmanlı himayesinde yaşayan bu kardeşler ilk zamanlarda iyi geçindilerse de sonraları araları açıldı. Ahmet Beyin teşebbüsü ile Bab-ı Ali Süleyman Beyi ittiham etti ve hatta bir fermanla Süleyman Bey,Çapakçur'da idam edildi. Süleyman Beyin idamından sonra oğlu Maksut Bey Osmanlı hizmetine girerek ve Kanuni ile Nehçivan seferine çıkıp Arap çayı önünde büyük yararlıklar gösterdiğinden kanuni pederlerinden Mevrus Çapakçur kalesini Maksut Beye,ocaklık namıyla tefviz eyledi." (45)

Kanuni Sultan Süleyman Diyarbakır eyaletini teşkil ettiğinde Çapakçur'u Sancak olarak buraya bağlamış. Bingöl Osmanlılar için önemli bir yere sahipti. Çünkü Bingöl Osmanlıların İran'a karşı yürüttüğü mücadelelerde bir üs olarak kullanıldığı gibi ekonomik bakımdan da önem arz etmektedir.

"23 Mayıs 1554'te Kanuni Sultan Süleyman Bingöl yöresinde idi.Göynük suyu boyundaki Hokhzik denilen yerde yeniçeriler Sultanı büyük bir törenle karşıladılar.

Çapakçur 1578 Şirvan'a asker gönderdi. Safeviler'e karşı bu şehir ve kaleyi korudu.

"19.yüzyılın ikinci yarısında eyaletlerin kaldırılmasından sonra Çapakçur Bitlis Vilayetinin Genç sancağı içerisinde yer alan ve aynı adı taşıyan Kaza'nın merkezi oldu. V.Cuinet'e göre 19. Yüzyılların sonlarında Çapakçur 450 haneli 8 dükkanlı bir fırını olan meyve bahçeleri ve üzüm bağlarıyla çevrili küçük bir yerleşme yeri idi ve nüfusu da 1075 kadardı. Ayrıca burada Şayak adı verilen kaba bir dokuma üretiliyor ve çevredeki yerlere gönderiliyordu."(4

1243 Selçukların Kösedağ savaşını kaybetmesiyle Anadolu'da Moğol istilası başlamış ve Bingöl Moğolların istilasına uğramıştır. "Doğudan gelen Moğol taarruzu karşısında Harzemlilerden Bereket, Sarıhan aşiretleri, Cebellibereket'e Solhan aşireti de aynı ismi taşıyan mıntıkaya gelmişlerdir.Rivayete göre ordusu dağılan Harzemşah civar köylerden birine saklandığı bir sırada hariç bir köylü şahı görmüş ve yanına yaklaşarak Ahlat'ta kardeşimi öldüren (Harzemşah) budur diye onu kargısıyla öldürmüştür. Zazalar bundan sonra Şah'ın yattığı bu yeri türbe ittihaz eylemişler ve Solhan aşiretinin meskun olduğu köye de Harzemşah köyü denilmiştir."(26)

Tarihi Eserler

Kaleönü Kalesi

Bu kale, Bingöl Merkez Kaleönü Mahallesinde bulunmaktadır. Urartular zamanında konaklama amacıyla yapılmıştır. Kale yüksekçe bir toprak yığını durumundadır. Bu toprak yığını altında kale kalıntıları olduğu söylenmektedir.

Kiğı Camii

Kiğı Camii ilçenin en eski eserlerindendir. Minarenin üstünde Arap harfleriyle yazılı bir yazıdan; bu eserin, Bayındırlı Pir Ali Bey Bin İbrahim Bey tarafrından Hicri 700 tarihinde inşa ettirildiği anlaşılmaktadır. Ayrı bir kayıtta ise, bilahare yıkılan minarenin, Hacı Hasan tarafından tamir ettirildiği ve Pir Ali Bey oğlu Pilten Bey tarafından da caminin onarıldığı yazılmaktadır. Akkoyunlular devrine isabet eden bu tarihlerden de anlaşılacağı gibi Kiğı'nın bir Akkoyunlu şehri olduğu meydana çıkmaktadır.

Cami tek minareli ve tek şerefelidir. Avlusunda Kiğı eşrafından Hacı Mehmet Efendi'nin (Zermek Şehzadelerinden) kabri bulunmaktadır. Bu zat ilmi ve üstün zekası ve silahşörlüğü ile de meşhurdur.

Kiğı Kalesi

İlçe merkezinin güneydoğusunda yer alan Kiğı Kalesi,çok sağlam bir yapıya sahiptir. Etrafı sarp kayalıklarla kaplıdır. Kale içinde bina harabeleri bulunmaktadır. Erzincan tarihinde bu kalenin Acemlerin akınına maruz kaldığı rivayet olunmaktadır. Kale'ye giren İranlıların halka büyük işkence yaptıkları, evleri yakıp yıktıkları, erkeklerin çoğunu öldürdüklerinden ve kadınlara kötü davrandıklarından bahsedilmektedir. Burayı terketmeye mecbur kalan ahalinin Kiğı'ya gelip Kaleli mahallesinde yerleştikleri ve bu mahallenin bu yüzden "Kaleli" adını aldığı tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Kale içindeki harebelerde zamanında yapılan kazılarda çeşitli ev ve süs eşyalarına rastlandığı söylenmektedir. Kale'nin Peri Suyu'na bakan yamaçları çok dik olduğundan bu yönden Kale'ye çıkmak oldukça güçtür. Kale'ye dar bir yol ile gidilmektedir. Kale etrafındaki düzlüklerde halen ziraat yapılmaktadır.

Acemler'den önce İslamlar devrinde Hazreti Ömerül Faruk zamanında ehli islam eline geçen Kiğı, Müslümanlardan önce Roma hakimiyetinde bulunuyordu. Ebu Übeyde'nin Başkumandanlığı zamanında Halit Bin Velit, Kiğı Kalesi'ni Roma Hanedanından Kiğa'nın oğlu Talon'dan teslim almıştır.

Kral Kızı Kalesi

Genç İlçe merkezinden 2 km. Uzaklıktadır. Bir tepenin üzerinde bulunan Kale'nin ancak yıkıntılarına ve kalıntılarına rastlanabilmektedir. Kale'nin asıl adı Darahini'dir. Dara'nın çeşmesi demektir. Genç ilçesi eski adını bu kaleden almıştır. Kale hakkında kesin bilgiler yoktur. Bir söylentiye göre, Pers Kralı Dara, Genç'te uzun yıllar kalmış ve bu Kale'yi kızı için yaptırmıştır. Bugün mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

Kuba Kalıntıları

Genç ilçesine bağlı Sürekli Köyü sınırları içinde bulunan ve Çaytepe Kasabası yolunun sağında ve solunda olmak üzere iki ayrı yapı bulunmaktadır. Kümbet içinde olan bu yapıların yakınında duvar kalıntıları bulunmaktadır. Bunların Akkoyunlular'dan, Uzun Hasan döneminde kalma olduğu sanılmaktadır.

Ayrıca Harebe Köyü Yeraltı Şehri (Külliyesi) ve Solhan ilçesi Cankurtaran Tepesi sit alanı kalıntıları vardır.

Zulümtepe Harabeleri

1985 yılında Doç.Dr.Veli SEVİN tarafından yapılan arkeolojik yüzey araştırması neticesinde Kale'nin Urartulara ait olduğu, ayrıca buradan geçen antik bir yolun varlığı tespit edilmiştir.

Bingöl İl Merkezinden 26 km. Mesafede Bingöl-Muş Devlet Karayolu üzerinde Çavuşlar Köyü'nün Zulumtepe Mevkiinde bulunmaktadır.

Bingöller Efsaneleri

Bingöl Dağları'ndaki göllerin oluşumuna ilişkin birçok efsane vardır. Bu efsanelerden en yaygın bilinenleri şunlardır:

-Evliya Çelebi seyhatname'sinde, Bingölleri şöyle anlatır:

"Bir avcı, bir kuş vurmuş, onu gölde temizlerken kuş canlanmış ve göle dalıp kaybolmuş. Gölün Abı-Hayat Kaynağı olduğu meydana çıkmıştır. Bu sır meydana çıkınca göl bin parçaya bölünmüş ve hangisinin Abı-Hayat Kaynağı olduğu bilinmez olmuş"

- Köroğlu hikayelerinde de Bingöl'ün Abı-Hayatla olan ilgisi anlatılmaktadır. Yalnız Evliya Çelebi'nin Kuş Gölüne ait efsanesindeki avcının yerini bu hikayelerde Köroğlu almaktadır. Köroğlu gördüğü olağanüstü bu olayı babasına anlatır. Babası ona bu gölün Abı-Hayat Gölü olduğunu söyler.Köroğlu içmek için aynı gölü ararsa da bulamaz. Çünkü onun aradığı göl bin parçaya bölünmüştür. Köroğlu'nun Kıratının da bu sudan içtiği için ölmezliğe eriştiği ve halen yaşadığı rivayet edilir. Bir başka hikaye de Köroğlu bingöllerden çıkan bir ırmağın getirdiği üç köpüğü içer böylece yiğitlik, şairlik ve ölümsüzlük kazanır.

-Bingöller'le ilgili bir diğer efsane de şöyledir:

"Bu bölgede savaşmakta olan iki ordudan birinde su sıkıntısı başlar. Savaşın nisbeten hafiflediği bir sırada su sıkıntısı çekmekte olan ordunun bir kolu, su bulmak için dağlara çikar. Nitekim güzel bir su bulup içerler. Diğer arkadaşları için de bir miktar yedeklerine alıp yola çıkarlar. Fakat bir daha ki sefere kolay bulunması için de suyun yakınına bezden bir işaret koyarlar. Birliklerine dönen askerlerin yerine diğer bir kol su içmek için dağlara tırmanmaya başlar. Başlarındaki komutan bir tepeye çıkıp yüzlerce gölü aynı anda görünce, "Burası bir göl değil, bin göl!"diye şaşkınlığını ifade eder. Böylece o savaşın yapıldığı bölgedeki şehrin adı "BİNGÖL "olarak söylenilmeye başlar
Logged
« Yanıtla #1 : 29 Mart 2008, 20:49:27 »
m4444
*
Avatar Yok
Mesaj Sayısı: 4
Tecrübe Puanı: 1

Offline
Bingöl

bingölde bana yardımcı olacak kimse yokmu benim dedektör var ama daha iyi bir cihaz olursa birlikte gidebiliriz çok süper yerler var tümülüs filan kaya mezar lakin iyi bir cihaz+para lasım bu işlerde. GELMEK İSTEYEN VARSA BİRLİKTE GİDERİZ BİNGÖLE...
Logged
« Yanıtla #2 : 07 Mayıs 2008, 19:18:37 »
kural-yok
*
Avatar Yok
Mesaj Sayısı: 5
Tecrübe Puanı: 0

Offline
Bingöl

bingöl merkez mi yoksa ilcelerimi ben kiğı dayım
Logged
« Yanıtla #3 : 16 Mayıs 2008, 12:49:05 »
bedirxan
*
Avatar Yok
Mesaj Sayısı: 4
Tecrübe Puanı: 0

Offline
Bingöl

ben karlıovalıyım sana yerdımcı olabilirim
ben işaret uzmanıyım
Logged
« Yanıtla #4 : 30 Temmuz 2008, 02:38:53 »
ArSeN_LuPeN
*
Mesaj Sayısı: 9
Tecrübe Puanı: 2

Offline
Bingöl

BEDİRHAN KARDEŞ İŞARETUZMANIYIM DIYORSUN BAŞKA BİR SAYFADA İŞARETLER HAKKINDA YARDIM İSTİYORSUN BUNU ANLAMADIM
Logged

HER DİRİ ÖLÜMÜ TADACAKTIR....
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Harita Definecilik Define İletişim
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2008 Simple Machines LLC
Düzenleyen : comkit
Özel Mesajlariniz Denetlenmektedir.
Parakapisi.NET Ziyaretçilerinin Firefox tarayici kullanmasini önerir.

Parakapisi.NET Kendi Sunucusunda Barinmaktadir.
MySQL ile GüçlendirildiPHP ile GüçlendirildiXHTML 1.0 Geçerli!

Define

DefinecilikDefine

Bu Sayfa 0.084 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu