+  Define - Definecilik - Ana Sayfa
|-+  BELGELER
| |-+  Anadolu Efsaneleri
| | |-+ 
 GİRESUN ADASI

Üye Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: GİRESUN ADASI  (Okunma Sayısı 1508 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 27 Ekim 2007, 14:48:47 »
meczup
Ziyaretçi
GİRESUN ADASI

Giresun adasının amazonların yaşadığı tarihi kadın savaşçıların yani zeynaların YAŞADIĞI YER OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ.
Logged
« Yanıtla #1 : 27 Ekim 2007, 17:36:04 »
meczup
Ziyaretçi
GİRESUN ADASI

hahaha sğl
Logged
« Yanıtla #2 : 27 Ekim 2007, 17:37:10 »
meczup
Ziyaretçi
GİRESUN ADASI

söylencelerin halkların yaşantılarından kaynaklandığı, az-çok değişse de kabul edilen bir görüştür. hele sözkonusu olan, amazonlar söylencesi ise... çünkü amazonların izlerine yanlızca destanlarda değil, coğrafyacı ve tarihçilerin kitaplarında da rastlanır. ilkçağ insanlarından kalan eserlerde amazonlardan bir şeyler bulunur. homeros onların truva savaşlarına katıldığını yazar. heredetos, diodoros ve coğrafyacı strabon onlardan sözederler. herakles ve achilleus efsanelerinde de amazonlar'dan bahsedilir. sokrates ve platon amazonlar'ın atina'ya saldırdıklarını bir gerçeklik olarak kabul ederler. amazonların yaşadıkları söylanan bölgelerde, özellikle anadolu ve mora yarımadasında, kabartma taş ve resim olarak, amazonlar'ı temsil eden binlerce eser bulunmuştur.

mitolojide amazonlar, mitoloji kahramanlarına denk savaşcı kadınlardır. savaş aletleri ok, yay, kargı ve "labrys" denilen, anadolu'da özellikle hititler'de, karya'da ve girit'de rastlanan iki ağızlı baltadır. halikarnas balıkçısına göre iki ağızlı balta anadolu'nun simgesidir. resim ve kabartmaların çoğunda amazonların elinde hep bu balta bulunmaktadır.

söylenceye göre amazonlar anadolu'da yaşamışlar ve birçok kent kurmuşlardır. amazonlar'ın kurduğu kabul edilen kentler; ephesos/selçuk, smyrna/izmir, kyme, gryneion, pitane, ege bölgesindeki kentlere ilaveten midilli adasındaki mytilana, marmara ve karadeniz yörelerinde ki myrleia, sinope/sinop'tur.bunlara yine ege bölgesindeki elaia, anaia, latori kentlerinde de eklememiz gerekmektedir. ephesos'da ki artemis tapınağı da amazonlar tarafından başlatılmıştır. ephesos'da ki kazılar savaşcı kadınlara ait, tanrıça artemis'e hizmet eden heykelcikler de ele geçirilmiştir. george thomson bunları inceleyerek yayınlayan lethaby'nin " hitit etkisinin belirgin izlerini gözlemlediğini gestang'ın da amazonlar'dan bir hitit tapınağı bağıntılı oldukları ve daha sonra ki artemis tapımı bu tapımdan kaynaklandığı konusunda lethaby 'ye katıldığını" kaydetmektedir.

bu açıklamalardan sonra "amazon" kelimesinin uzmanlar tarafından nasıl açıklamdığını inceleyebiliriz. birinci açıklamaya göre amazonlar savaçda engel olmaması için memelerinden birini veya her ikisini kestiklerinden "memesiz" anlamında "amazoi" denilmiştir. bu açıklama kanıtlarla uyum göstermiyor. zira bütün kabartma ve resimlerde amazonlar, iki memeli olarak gösterilmişlerdir. ikinci açıklamaya göre ephesos'lu kadınlar savaş ve tarımla uğraşarak, bellerinde kuşaklarla (zonai), ekin biçtikleri (amao) için bunlara amazon denilmiştir.

toplumsal yaşamda kadının etkinliği, ekonomik etkinliklerin kadınlar tarafından yerine getirilmesi, kadınların mutlak egemenliği, soy kütüğünün kadına göre belirlenmesi, amazon söylencesinin önemli özelliklerindendir. ancak bütün bunlar anaerkil toplumda zaten normal olan özelliklerdir. amazon söylencesinin normalden ayrılan yönü, kadınların savaşcı olarak yetiştirilmeleri, savaşa bir asker gibi katılmaları, erkeklerin bu savaşda yer almamaları, kadınların savaşcılığının aynı zamanda saldırganlığa dönüşmesidir. hem kendilerinin kurdukları yerleşim bölgelerinde bulunan heykel, resim ve kabartmalar, hem de komşu halkların eserleri amazonlar'ı savaşcı niteliklerine uygun tasvir etmişlerdir. amazonlarda ki savaşcı nitelik o kadar baskındır ki bilge umar, amazonların "tarım yapmayan, yaşamı at sırtında avcılık ve savaşla geçen bir kadınlar ulusu" olduğu görüşündedir. be nedenle amazonlara takılacak adın savaşcı özelliklerine uygun bir ad olması akla uygun görülmektedir. kaldı ki bu açıklama amazonlar'ın konuşduğu varsayılacak bir dile göre yapılan bir açıklama da değildir.

konuyu tartışan uzmanlardan george thomson "yunanlı'lar amaonları kafkasya'ya doğru izlerke, artemis'in kafkasya kökenli olduğunu benimseyen bir geleneği izlemiş olabilir." biçiminde bir yaklaşım getirmektedir.

george thomson bu görüşünde yanlız değildir. bazı diğer uzmanlar da amazonlar'ı kafkasya ile ilişkili olarak açıklamaya çalışmaktadırlar. kafkas kabilelerinde her türlü sosyo-ekonomik faaliyetleri kadınların yapmaları, altın post efsanesi'nde altın postu aramaya giden argonaut'ların anadolu'nun kuzeydoğusunda amazonlar'a rastlamaları, amazonlar efsanesinde aynı bölgenin amazonlar'ın ana yurdu olarak gösterilmesi, amazonlar'ın başkenti olarak gösterilen themiskyra'nın aynı bölgede olması, amazonlar'ın ay tanrıçası ile olan ilişkileri, amazon adıyla kafkas dillerinden birinde "ay" anlamına gelen "maze" kelimesi arasında ki benzerlik, gibi nedenle uzmanları böyle düşünmeye yöneltmiştir.

kas-adığe dilinde ay anlamına gelen "maze" kelimesi ile amazon kelimesi arasında ki benzerlik ortadadır. "maze" kelimesinin sonuna "on" eki getirildiğinde amazon kelimesine çok benzeyen "mazeon, mazon" kelimesi oluşur. ancak article bulunmayan bu dilde nasıl olmuştur da "a" eki gelmiştir? yine bu dilde amazon adlarının, amazonların kurdukları şehirlerin, amazon tanrıçası artemis'in adları da açıklanamamaktadır. bu nedenlerle bu açıklamada genel kabul gören bir açıklama olarak kabul edilmemektedir.

genel kabul görmemekle birlikte bu açıklamayla gerçeğe çok yaklaşıldığını, bazı gerçekci tespitlerin yapıldığını, kabul etmemizi gerektiren veriler bulunmaktadır. anadolu ile kafkasya arasında ki ilişkilere dikkat çeken uzmanlar çoktur. server tanilli üç bin yıllarında ki anadolu-hatti kabilelerinin dilleri ile kafkasya dillerinin benzediğini, hattiler'in maddi kültürü ile bu çağ kafkasya kültürlerinin de "çok noktada birbirlerine benzediğini" kaydetmektedir. şemseddin günaltay, proto-hatti'ler, luviler, hurriler ve kafkasların hazar denizi ötelerinden "aynı zamanda batıya göçen gruplar" olduğunu belirtmektedir. hrozny de hititlerin kafkaslardan gelmiş olmasını, diğer görüşlerle karşılaştırarak, "nisbeten daha çok pozitif bir görüş" şeklinde değerlendirilmektedir.

bu nedenlerle yukardaki açıklamada ki eksikliği kas dillerine yönelmesine değil bunu eksik bırakmasında, kas dillerinin hepsini incelememesinde görüyor, kas-abhaz diliyle daha tam ve doğru bir açıklamanın yapılabileceğini düşünüyoruz.

çünkü ilkçağlarda, ikibinli yıllarda, amazonların tarih sahnesine çıktığı dönemde, amazonların kurduğu söylenen izmir kenti civarında kurulan devletin adı aşuva'dır. lidyalı'ların da atası olan aşuva'lar, kas-abhazların bir koludur. halen anadolu'da ve kafkasya'da kendilerine "aşuva" diyen insanlar yaşamaktadır.

bu çalışmanın sınırlarını aşacağından aşuvalar'ın nereden gelmiş olabilecekleri, hitit'lere, misyalı'larla, karyalılar'la ve kendi torunları olan lidyalılar'la ilişkileri, dilleri, uygarlıkları konularında bir şey söylemiyoruz. ancak hititlerin de aynı tarihi dönem de anadolu'da göründüklerini, lidya, misya ve karyalılar'ın kendilerine akraba olarak kabul ettiklerini, konumuzla ilgili gördüğümüzden belirtmek istiyoruz.

kas-abhaz (aşuva) dilinde "mzı" ay anlamına gelmektedir. article olan "a" ile birlikte "a mzı, amzı" biçiminde hala kullanılır. ay adının "mis, mıs" biçiminde kullanıldığıda olur. bazı şahıs isimlerinde halen bu şekilde kullanılır: dinamis, feramis, ramis vb... olduğu gibi. anlaşılabileceği gibi çeşitli abhaz lehçelerinde tarih boyunca bu sözcüğün "mız", "mıs", "mus" biçiminde kullanıldığı sonucuna varmak mümkündür.

amazonların kendilerini "ayın kızları" olarak gördüklerini, ana tanrıça kybele ve artemis'in hizmetkarı olarak kabul ettiklerini biliyoruz. bu nedenle kendilerine kendi dillerinde "amız" yada "amıs" adını taktılar. latinler de onlara "amız /on" dediler. bu terim "amazon" biçimine dönüşerek tarihe maloldu.

o çağda ki samsun kentinin adı da aynı dilde "amıs" dır. yunan etkisiyle "amısos" biçimine dönüşmüştür. amazonların başkenti olarak kabul edilen "themiskyra" da bu bölgededir. aynı şekilde karya'da da "amız" adında bir kent bulunmaktaydı. bu kent daha sonraları amızon şeklinde anılmaya başlanmıştır. bazı kaynaklarda aşuva içerisinde, bazılarında aşuva'nın kuzeyinde gösterilen aynı çağ ege bölgesi devletlerinden birinin adı da "misya" dır. amazonlar tanrıçasının adı da artemis.bütün bu sözcüklerde ki "mis" yani "ay" sözcüğü dikkat çekicidir.

konumuzu daha iyi açıklamak için amozonların anaerkil bir yapının ürünü olabileceği biçimindeki yaygın görüşüde incelemek istiyoruz. bu çağ anadolu devletlerinin çoğunda anaerkil bir yapının devam ettiğini görüyoruz. asuva, devamı olan lidya ve etrüskler, misya, karya, likya anaerkil devletlerdir. hititler de ise ataerkil bir yapı vardır. daha doğrusu soy ana yanlı değildir hititlerde.

ihtimal ki hititler, anadolu'ya gelmeden önce böyle bir evrim geçirmişlerdir. hititlerde ki bu yapının "bağımlı, vasal" hale getirdikleri diğer devletleri etkilemeyeceği düşünülemez. güçlü bir ihtimalle hititlerde ki ataerkil yapıdan etkilenen vasal devletlerden birindeki erkekler, anaerkil yapıyı sonlandırmak istediler. efsanenin içeriğinde bu görüşümüzü besleyen birçok öge bulunmaktadır.

iki binli yıllarda hititlerin anadolu'ya gelmesiyle anadolu'da bulunan hatti gruplar, (asuva, likya, karya ve misyalı'lar) hititlerin baskısıyla daha batıya göçtüler. bu halklar zamanla hititlerle ilişkileri gelişerek, hititlere bağımlı duruma düştüler. esasen bir kısmı da göçmeyip yurtlarında kalmışlardı ve göç edenlerle de ilişkilri devam ediyordu. hititlerle olan ilişkilerinden etkilenen bu halklar, diğer şartlar tam olgunlaşmadan kendi topraklarında ki anaerkil yapıyı yıkmak istediler. ve işte o zaman egemen durumda bulunan kadınların sert tepkisiyle karşılaştılar. kadınlar onları yenerek erkeklerin o zamana kadar üstlendikleri savaşa katılma, avcılık ve toplumu savunma görevlerini de kendileri üstlendiler. erkekeleri toplumsal iş bölümünde daha geri bir konuma ittiler. egemenliklerini pekiştirdiler. böylelikle kadın savaşcılar kendi ülkelerine saldıran halklara karşı ülkelerini savundular. gerektiğinde komşu ülkelere de saldırdılar. komşu ülkelerin halkları onları bu şekilde tanıyıp gördüler. bu durum onların dinlerini, inançlarını da etkiledi.

böylece kızlar, ana tanrıçanın gerçek çocuğu oldular. egemen kadınların gözünde öyle değerlendirildiler. çünkü onlar dişiydiler. bolluğun ve bereketin, üremenin, devem edip giden hayatın simgesiydiler. böylece ana tanrıça, kızları, amazonları simgeleyen, artemis'i doğurdu.

artemis kültü amazonlarla birlikte gelişerek yayıldı. amozonlar artemis'in gönüllü hizmetkarı oldular. belki de o kültü yaymak için savaşlar yaptılar. ve tarihe bıraktılar adlarını.
(mitoloji dizisi 98 den alinmi$tir)
(ironman, 03.10.2002 12:19)#1648153    !? 

karadenizde yaşadıkları belirtilen savaşçı amazon kadınları her yıl döl almak için komşu kabilenin erkekleriyle birlikte olur, kız evlatları alıkoyar, erkek evlatları da aynı kabileye iade ederlermiş
Logged
« Yanıtla #3 : 27 Ekim 2007, 17:38:05 »
meczup
Ziyaretçi
GİRESUN ADASI

Eski çağlarda, yüzlerce, hatta binlerce yılı aşan bir zaman sürecinde, Anadolu ve çevresinde yer alan bölgelerde kadının toplum içindeki yeri farklılık arz etmektedir. Bir çok kavimde, en alt düzeyden en üst düzeye kadar yer edinebilen kadının sosyal statüsüne, dönemin belgelerini tetkik eden ilim adamları dikkat çekmişlerdir. Kadının bir mal gibi görüldüğü ve değerinin maddî olarak, yani, para ve malla ölçülebildiği ortamlardan,1 kadın-erkek birlikteliğine dayanan ve düzenli evlilik hayatı içinde yerini alan sosyal statülere kadar bir hayat tarzından bahsedilmektedir. Öyle ki, ticari hayattan siyasî yönetime kadar, erkeklere eşlik edebilecek bir mevkide, toplumsal hayatın içinde olan kadınlar hakkında Eskiçağ belgelerinde bilgiler mevcuttur. Kendi adına borç alabilen, borç verebilen, şahitlik yapabilen, kısacası mülkiyet hakkına sahip olan hür kadınlar toplumdaki yerlerini almışlardı.2 Hititler'den kalma metinlerde, kraliçeler, ülkelerinin iç ve dış siyasî ve sosyal olaylarına ilgi duymuşlar; hatta, ülkesini müstakil olarak yöneten bir kraliçeden de bahsedilmiştir.3

Bununla beraber, yine İlk ve Eski Çağ toplumlarında tanrılarından bazılarını kadınla simgeleyen toplumların da olduğu bilinmektedir. Nitekim, çok tanrılı (polytheism) bir inanışa mensup olan bu toplumlarda, özellikle Ege toplumlarında bu inanış en üst noktaya ulaşmıştır. Eski Yunan'da "aşk ve güzellik tanrıçası" Aphrodite'tir. Bu Romalılarda Venüs olarak bilinmektedir. Efsaneye göre bir deniz tanrıçası olan Aphrodite'e yaygın olarak tapınılmıştır. Bu inançta olan toplumların tanrıçaları, evlilikleri yönettiğine ve fahişeleri koruduğuna inanırlardı. Heykeltıraşlar bu tanrıçayı değişik biçimlerde, özellikle çıplak olarak tasvir etmişlerdir.4

Diğer taraftan, Anadolu'da çağlar boyu anlatılan ve daha sonra yazıya geçen eskiçağ efsanelerinin, bir hakikati yansıttığı tarihi araştırmalar sonucunda ortaya konulabilmektedir. İlim adamları, çeşitli kavimlerin, Anadolu'da, binlerce yıl anaerkil bir toplum düzeni içinde yaşadığını ifade etmektedirler. Bu toplumlar, ana Tanrıça olarak kabul ettikleri ilahelerini, mabut ittihaz etmişlerdir. Amazonlar'ın, kurulan bu sosyal düzenin farklı bir yansımasını teşkil ettiği düşünülebilir.5

Ancak, Amazonlar hakkında değişik rivayetler, çeşitli bulgular vardır. Bu verilerin değişik yazarlar tarafından farklı yorumlandıkları da bir gerçektir. Çoğunlukla efsanelerle karışık açıklamalar göze çarpmaktadır. Bu da böyle bir topluluğun yaşayıp yaşamadığı üzerinde şüphe doğurmaktadır. Ancak, eski çağlarda toplumları etkilemiş bir takım olaylar, sosyo-kültürel değişimler meydana geldiği anlaşılmakta, bu da efsanevî olayların arka planında bir takım gerçeklerin yattığını göstermektedir.

Amazon, Anadolu halklarına ve Yunanlılara göre, kadın savaşçılara denirdi. Amazonların rahat savaşabilmek, daha doğrusu, yayı rahatlıkla kullanabilmek için sağ göğüslerini dağladıkları veya kesip çıkardıkları yönünde değişik kayıtlar varsa da, sanat eserlerinde tasvir edilen Amazonların böyle olmadığı görülmektedir. Ancak, bu tür açıklamaların "amazon" kelimesinin yanlış etimolojisinden kaynaklandığı düşünülebilir; zira, a-mazos, göğüssüz anlamına gelmektedir.6 Diğer taraftan bu kelimenin Yunanca'dan değil, Afrika milletlerinden geldiği de yazılmıştır.7 Belki de, bu kadın savaşçıların, erkek gibi, yani göğüssüz, dişi olmayan biri gibi dövüştüğü ima edilmekte idi. Bugün bile şecaat, cesaret ve metanet gibi, daha çok erkekte ağırlığı hissedilen davranış ve ruh hali içinde olan kadınlara, "erkek gibi kadın" denilmektedir. Kocasının yokluğunda iffetini muhafaza ederek, gerektiğinde evini çekip çeviren kadınların "tam bir Osmanlı kadını" gibi ifadelerle tarif edildiği bilinmektedir.

Efsaneye göre Amazonlar, aslı Traklar'a dayanan harp ilahı Ares ile Hermonia'nin (Aphrodite) çocukları sayılırlar. Başlarında erkek bulundurmadan bir kraliçe sayesinde yönetilirlerdi. Bir görüşe göre, erkekleri yanlarında hizmetlerini görmek üzere köle olarak bulundurulurlar ve onlardan çocuk sahibi olurlardı. Doğan çocuklardan erkek olanları ya öldürülür, ya da sakat bırakılırdı. Kız çocukları ise dikkatle/özenle eğitilirdi. Bir başka görüşe göre ise, yalnız evlerinin işi, avlanma ve savaşla uğraşırlar; toplumlarına erkek kabul etmezlerdi. Yılda bir kez komşuları Gargarlar'ı ziyaret ederek soylarının devamını sağlarlardı. Bu ziyaretlerinden sonra doğan erkek çocuklar ya öldürülür, ya da babalarına gönderilirdi. Böylece elde edilen kadın nesli, erken yaşta, kendi hayat tarzları olan avcılık ve savaşçılık eğitiminden geçerek istenilen bir kıvama getirilirdi. Ancak, kadınlardan müteşekkil bir toplumun, belli bir zaman sürecinde nasıl yok olmadığı hususu her zaman akla gelmektedir.8

Amazonlarla ilgili anlatılan efsaneler, bir çok eski çağ toplumları arasında değişik şekillerde kendini göstermiştir. Yunanlıların yazılı metinlerinde Amazonlar hakkında yer alan bu bilgilerde bir gelişme söz konusudur ve zaman geçtikçe, vatanları daha uzak bölgelerde düşünülmüştür. Yunanlıların kolinize ettiği Karadeniz kıyıları, yani Küçük Asya'nın kuzey-doğusu, daha önceleri Amazonlar Ülkesi olarak bilinmekte idi.9 Ancak, Amazonların bir kısmının Afrika'da, bir kısmının Asya'da yaşadığı anlaşılmaktadır. Diodorus. Afrikalıların daha eski olduklarını ve Troya savaşından önce yaşadıklarını, Kraliçeleri Myrina'nın İsisoğlu Horus'un dostu olduğunu anlatmaktadır.10 Troya'nın önündeki bir tepede mezarı bulunan ve adını Amazon Kraliçesi Myrina'dan (M.Ö. 1000) alan antik bir şehir bulunmaktadır.11

Yurtları üstünde çeşitli rivayetler vardır. Çoğu efsanelerde Amazonlar, Karadeniz'de Terme (Thermodon) çayının kıyısında Themiskyra şehrini kurmuşlardır (Ordu ve Fatsa yakınında). Lesbos (Midilli) ve Samthrake (Semendirek, Ege'de) adalarına, Yunanistan'a, Libya'ya, sonraki devirlerde İlleria'ya kadar sokulmuşlardır.

Amazonlar, Smyrna (İzmir), Sinope, Myrina, Kyme (Nemrut, Ege Bölgesinde), Paphos şehirlerinin ve Efes'teki Artemis kültürünün kurucuları sayılırlar. Efesos'u zapteden Amazonun adının Smyrna olduğu ve bundan dolayı İzmir'in bu adı aldığına dair kayıtlar bulunmaktadır. Efesos, Kyme, Myrina ve hatta İzmir şehirlerinin kurucuları Amazonlar olduğu rivayet edilir. Ayrıca, Amazonlar efsanesinin çıkış yeri, Pallas, Athena, Artemis ve Enyo gibi ilahelerin silahlı rahibelerinde, diğer taraftan kuzey ve doğu kavimlerinin ordularında bulunan savaşçı kadınlarda aranmıştır. Bu topluluk, Artemis ile Ares'e taparlar.

Büyük İskender'in görkemini belirtmek amacıyla anlatılan hikayelerde de yer alırlar. Başka kaynaklarda ise, Kafkasların eteklerine, Trakya, Güney İskitya'da ve Tuna ağzında yerleştiklerinden bahsedilir. Ancak, Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanmaktadır.12 Homeros (M.Ö. 9. veya 8. yy.), "erkek gibi" tasvir ettiği Amazonların, eski Yunan'ın efsane kahramanlarından Belerophondes'e yenildiklerinden bahsetmektedir ki, amazon tabiri, tarihte ilk olarak rastlanan bir kayıt olarak kabul görmektedir.13

Yunanlıların kahramanı Herakles, Amazonların kraliçesi Hippolyte'nin kemerini ele geçirmek için çıktığı seferde Amazon ülkesini fethetmiş ve onları daha uzaklara sürmüştür. Theseus'un, Herakles'le birlikte Amazonlara saldırmasından sonra, Attika'ya (Yunanistan) karşı saldırıya geçen Amazonlar, bu bölgeyi işgal etmelerine rağmen sonunda yenilmişlerdir. Bir eserde, Theseus'un, Amazon kraliçesini kaçırırken gösteren muzaffer ve gururlu tasviri yer almaktadır. Daha sonra Theseus, bir Amazon olan Antiope ile evlenmişti.14

Amazonlarla Yunanlılar arasındaki bir çok savaşlar sanat eserlerinde tasvir edilmiştir: M.Ö. IV. yüzyılın başlarında ata binmiş bir Amazon heykeli günümüze kadar gelebilmiştir. Amazonların at üzerinde ustaca savaşabilmelerinin, Yunanlılar üzerinde etkili olduğu düşünülebilir, zira Yunanlılar o zamanlar atı arabaya koşarak kullanmakta idiler.15

Yine çeşitli şekillerde tasvir edilen Amazonların hareketliliği ve savaşçılığı dikkat çekmektedir. Sıçrayacakmış gibi serbest ve ayakta duran, cüretkârane ve şiddetle hareket eden, heyecandan soluyan ve mekânı seyrek bir surette dolduran hücum vaziyetinde figürler bulunmaktadır.16

Dördüncü yüzyılda, Yunanlılarla Amazonların savaşını tasvir eden bazı kabartma levhalarda, vücutlarını geriye doğru çevirdikleri, sert hareketleri ve yüzlerindeki etkileyici ifadelerle, bir Yunanlıya tekme atan veya ata ters binen Amazonlar görülmektedir.17

Amazonların görünüşü Athena (Zeka Tanrıçası) ile aynı olduğuna inanılırdı. Savaşlarda kullandıkları silahlar; yay, mızrak, çift yüzlü hafif balta, kalkan ve tolga idi. Daha sonraki sanat eserlerinde, Artemis'e (Bereket Tanrıçası) benzer biçimde giyinmekte idiler.18

Şunu da eklemekte yarar vardır; bazı rivayetlere göre, daha önce Maranon olarak bilinen Amazon Irmağı'na, İspanyol kâşifi Francisco de Orellana, orada rastladığını ileri sürdüğü savaşçı kadınlara atfen ve eski çağlardan beri gelen efsane kadın savaşçıların hatırasına bu ismi vermiştir (XVI. Yüzyıl).19

Eski Çağ tarihçisi Herodot Amazonlara epeyi yer vermektedir. Ancak bu, dağınık bir şekilde kayıtlara geçen efsanelerden daha mevziî kalmaktadır. O, Amazonların hikayesini şu şekilde anlatmaktadır:

Sauromatoe'lerden rivayet olunduğuna göre, Yunanlılar, İskitlerin Oiorpata yani erkek katilleri adını verdikleri Amazonlarla dövüşmüşlerdir. Yunanlılar, Thermadon harbini kazandıktan sonra esir ettikleri Amazonlar'ın hepsini üç gemiye yükleyerek denize açılmışlar, fakat bu kadınlar gemileri ele geçirip tayfaların tamamını öldürmüşlerdir. Ancak gemi kullanmasını bilmediklerinden, akıntı ve rüzgarın etkisiyle İskitlerin ülkesinde karaya çıkmışlar ve meskûn olan bölgelere yürüyerek at sürülerine sahip olmuşlardı. Böylece bu savaşçı kadınlar İskit topraklarını yağma ve talana başlamışlardı.

İskitler, topraklarına ve meskun mahallerine saldıran bu insanların mahiyetini önceleri anlayamamışlardır. Daha sonra, çarpışmalar esnasında maktul düşen Amazonların kadın olduklarını öğrenmişlerdir. Bunun üzerine kendi aralarında aldıkları bir kararla bunlarla savaşmanın anlamsız olduğu kanaatine varmışlar ve seçtikleri gençlerden müteşekkil bir gurubu bunların takibinde görevlendirmişlerdir. İskit gençlerinin uyguladığı taktik; onlara yakın bir mekâna yaklaşarak kamp kurmak ve yaptıklarını taklit etmek oluyordu. Ancak savaş düzeni şekline gelen Amazonlarla savaşa girmemişler ve böylece savaşmak gibi bir niyetlerinin olmadığını fiili olarak gösterme fırsatı elde etmişlerdi. Zamanla karşılıklı ilgi ve ünsiyetle birbirleriyle kaynaşıp evlenmişlerdir. Amazonlar bu gençlerle yaşayarak dillerini öğrenmişlerdir.

Bu kaynaşmadan meydana gelen yeni toplum, İskitlerden ayrılarak başka bir yurt aramışlar ve eski çağ Yunan dilinde Tanais'in ötesi denilen bu günkü Azak Denizi civarında yerleşmeye karar vermişlerdir. Bu topluluğa daha sonra Saurometae denildiği anlaşılmaktadır. Bunların kadınları eski savaşçı ruhlarını koruyarak, erkeklerinin yanında veya yalnız başlarına avlanabilmekte ve savaşabilmekteydiler.20 Bu bakımdan olsa gerek, Amazonların, İskitlerin kadın savaşçıları olduğunu düşünen tarihçiler olmuştur.21 Bu topluluk İskitlerin dilini konuşmakta iseler de onlar kadar düzgün konuşamamakta idiler. Bunun sebebi, anaları olan Amazonların, İskitçeyi sonradan (kocalarından) öğrenmeleridir. Bunların adetlerine göre hiç bir kız savaşta düşman erkeği öldürmeden evlenemeyeceğinden, bazı kızlar yaşlandıkları halde kocasız kalmakta idiler.22

***

Tefessüh etmiş olan medeniyetin getirdiği akımların (modernizmin maddeciliği ön plana alması ve maneviyatı tamamen ihmal etmesi) ve hayat tarzlarının insanları bir meta, bir dekor olarak gördüğü bilinmektedir. "Modernçağ"la birlikte oluşan medeniyette kadınlar, eski ve ortaçağlardan beri gelen kadının itilmişliğine bir tepki olarak, büyük oranda eşitlik, hak hukuk perdesi altında istismar edilmekte, bir meta olarak kullanılmaktadırlar. Bu meselenin ölçüsü bir türlü bulunamamakta, insanlar, hele hele kadınlar her iki halde de bunun en büyük faturasını çekmektedirler. Kadınların, dolayısıyla toplumun sağlıklı bir şekilde hayatiyetini sürdürmesinde sıkıntıların ve engellerin oluşması; hatta, bunun insan cinsiyetini tahrip etmesi yönünde meydana gelen gidişatı gören Bediüzzaman Said Nursi, bunun yanlışlığına işaret ederken eski çağlardan beri insanların şuuraltına işlemiş olan ve erkek katili olarak vasıflandırılan Amazonlar'a, temsil babında ve konuya açıklık getirmek için işaret etmesi dikkat çekicidir.

Buna göre, kadınların, "Ahirzaman fitnesinde" kullanılacağına dair hadiste dikkat çekilmektedir. İslam'a karşı adeta top yekun savaş içinde olan "zındıka dalâleti", "nefs-i emmarenin planıyla", inançlı insanların gündemini meşgul ederek ve kadınları teşhirciliğe yönlendirerek, onları nefsinin esiri durumuna getirmektedirler.23 Nefsinin esiri durumuna gelen şahısların başkaları tarafından kullanılmaya açık hale geldiği bilinmektedir. Kadınların aslî ve insanî görevlerinin aşağılandığı, ruhsal yapılarının tahrip edildiği ve seksüel bir obje olarak afişe edildiği bir toplumun gelecek nesilleri tehlikededir. Bu durum, zamanımızda, kavimlerin amaçsız hale getirilmesi ve uzun vadede yok edilmesinin en önemli aracı olsa gerek.

Bunun yanında, gençliğin ve güzelliğin, meşru dairede ve insan fıtratına uygun olarak kıymetinin bilinmesi gerekir ki, kısa bir zamanda ve geçici zevkler için harcanmasın; ve ebedi bir güzelliğe dönüşsün. Zira dünyevî güzelliğin ve cinsel hazların belli bir yaştan sonra zevkleri kaybolup elemleri ve acıları kalarak, hem dünyada hem de ahirette azaba müstahak olur.
Logged
« Yanıtla #4 : 27 Ekim 2007, 17:44:54 »
zamanezamane
ZAMANE
*
Mesaj Sayısı: 266
Tecrübe Puanı: 208
EN BÜYÜK ZAFER, KENDİ NEFSİNİ TANIMAKTIR.

Offline
GİRESUN ADASI

arkadaş bu amazonlarda neymiş böyle.
ama son cümlelerindeki düzenin bozulduğuna dair olan kısımlara bende katılıyorum.karanlık bir yola doğru sürükleniyoruz bence.
Logged

VAKTİNDEN
                ÖNCE
                        ÇİÇEK
                                 AÇMAZ.

************************************************************************************************************
« Yanıtla #5 : 13 Kasım 2007, 22:08:50 »
EVEREK
*
Avatar Yok
Mesaj Sayısı: 53
Nerden: istanbul
Tecrübe Puanı: 14

Offline
GİRESUN ADASI

 s.a
,arkadaş bu amazonlarda neymiş böyle.
kasıp kavurmuşlar ortalıgı
Logged
« Yanıtla #6 : 27 Kasım 2007, 12:04:23 »
meczup
Ziyaretçi
GİRESUN ADASI

giresun adası karadenizin tek adasıdır. Kahkaha
Logged
« Yanıtla #7 : 11 Aralık 2007, 00:35:20 »
broz
broz_haritacı
*
Mesaj Sayısı: 208
Nerden: giresun
Tecrübe Puanı: 24

Offline
GİRESUN ADASI

abı yapma korkmaya baslıyorum kıyılara gelıyor mu o bayan Kahkaha
Logged
« Yanıtla #8 : 13 Aralık 2007, 11:15:21 »
meczup
Ziyaretçi
GİRESUN ADASI

sen dikkat et
broz
sahilde olan sensin
Logged
« Yanıtla #9 : 11 Mart 2008, 22:33:03 »
godofwar
Ziyaretçi
GİRESUN ADASI

bu amazonların eline esir düşmek istemezdim , ama hep merak ettim bu amazonlar nasıl çoğalır nasıl türer , dünyevi zevkleri falan varmıdır yoksa onlarda bu konuda perhizin iyi olacağını mı düşünür ?
Logged
« Yanıtla #10 : 25 Nisan 2008, 19:40:58 »
hero_28
*
Avatar Yok
Mesaj Sayısı: 2
Tecrübe Puanı: 0

Offline
GİRESUN ADASI

a.q
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Harita Definecilik Define İletişim
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2008 Simple Machines LLC
Düzenleyen : comkit
Özel Mesajlariniz Denetlenmektedir.
Parakapisi.NET Ziyaretçilerinin Firefox tarayici kullanmasini önerir.

Parakapisi.NET Kendi Sunucusunda Barinmaktadir.
MySQL ile GüçlendirildiPHP ile GüçlendirildiXHTML 1.0 Geçerli!

Define

DefinecilikDefine

Bu Sayfa 0.118 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu