|
|
EGE BÖLGESINDEKI ANTIK KENTLER
PAGOS (Kadifekale) : Izmir ilinde bulunan antik adi Pagos, günümüzdeki adi Kadifekale M.Ö.334’te Iskender’in Bayrakli’yi almasiyla kent burada gelismeye baslamistır. Antikçag yazari Pausanias’in anlattigina göre, Kadifekale’de avlanamaya çikan Iskender uykuya dalar, gördügü düsün yorumuna göre, Izmir’in buraya tasınması ve eski kent halkının da burada yerlestirilmesini buyurur.Yani, Iskender’in buyrugu ile kent, Bayrakli’dan Kadifekale eteklerine tasinir.Hatta Iskender’in kumandanlarindan olan Lysimakhos’un bu isle görevlendirildigi ve kendi adiyla taninan surlari yaptirdigi bilinmektedir.
AGORA : Kadifekale’deki Roma dönemine ait devlet agorasinin büyük bir bölümü ortaya çikarilmistir.Kazilar sirasinda, bir tanrilar grubunu olusturan yüksek kabartmalar bulunmustur.Bu kabartmalarda Demeter’in Poseidon’un yaninda ayakta durdugu görülmektedir.Bu iki yüksek kabartma, Roma heykeltirasliginin Anadolu’da gün isiğina çikarilan en iyi korunmus ve en güzel örneklerini olusturmaktadir.Demeter toprak ve bereket tanriçasi, Poseidon ise denizler hakimidir.Bu iki tanrinin agoranin merkezinde öbür tanrilar arasinda yan yana görülmeleri, Izmirlilerin o günlerde bu iki tanriyi yan yana göstermesi, kentlerinin kara ve deniz ticaretine egemen olduğunu belirtmek içindir.Bu eserler Izmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir BERGAMA (Pergamon): Izmir’in kuzeyinde, Bakirçay Havzasi’nda yer alan ve ülkemiz uygarlik tarihinin eski yerlesmelerinden biri olan Bergama, dünya çapinda önem tasimaktadir. Bergama antik kenti, kent planlamasi açisindan döneminin en iyi örneklerinden biridir.Ayrica sanat, bilim ve tip alanina katkilari da önemlidir.Bergama Kralligi döneminde baskent olarak yildizi parlayan kent; Roma Imparatorluk döneminde de bu önemini sürdürmüs Asia eyaleti baskenti olmustur.Bergama’nin ilk yerlesim alani, 300 m. yüksekliginde dik bir tepe üzerinde kurulan Akropol’dür.Tepenin üstünde Bergama kral saraylari, 5 adet sarniç ve askeri mühimmat depolari (Arsenal) yer almaktadir.Binalarin alt bölgesinde Athena Tapinagii kitaplik ve Traian Tapinagi; bunlarin altindaki terasta Zeus Sunagi ve tiyatro; en alt kesiminde ise gymnasium ve Demeter Tapinagi bulunmaktadir.Akropolde yer alan dini, resmi, sosyal ve ticari amaçli binalar, çesitli dönemlerde insa edildikler halde, kentin yerlesim planinda görülen uyum bozulmamistir.ayrica kentte; kitaplik, saraylar, askeri malzeme depolari, Traian Tapinagi, oturma siralari çok dik bir yamaca insa edilmis olan tiyatro, anitsal Helenistik mimarisinin en önemli ve görkemli yapisi olan Zeus Atlari, agoralar, gymnasium ve Serapis Tapinagi kalintilari görülmektedir.
Efes : Izmir ili Selçuk ilçesi sinirlari içindeki Efes antik kenti'nin ilk kurulusu M.Ö. 6000 yillarina, Neolitik Döneme (Cilali Tas Devri) kadar inmektedir. Son yillarda yapilan arastirmalar ve kazilarda Efes çevresindeki höyükler ve kalenin bulundugu Ayasuluk Tepesi'nde Tunç çaglari ve Hititler'e ait yerlesimler saptanmistir. Hititler Dönemi'nde kentin adi Apasas'tir. M.Ö. 1050 yillarinda Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yasamaya basladigi liman kenti Efes, M.Ö. 560 yilinda Artemis Tapinagi çevresine tasinmistir. Bugün gezilen Efes ise, Büyük Iskender'in generallerinden Lysimakhos tarafindan M.Ö. 300 yillarinda kurulmustur. Lysimakhos, kenti Milet'li Hippodamos'un buldugu "Izgara Plan"a göre yeniden kurar. Bu plana göre, kentteki bütün cadde ve sokaklar birbirini dik olarak keser. Hellenistik ve Roma çaglarinda en görkemli dönemlerini yasayan Efes, Roma Imparatoru Augustus zamaninda, Asya Eyaleti'nin baskenti olmus ve nüfusu o dönem (M.Ö. 1.-2. yüzyil) 200.000 kisiyi asmistir. Bu dönemde her yer mermerden yapilmis anitsal yapilarla donatilir. M.Ö.4. yüzyilda limanin dolmasiyla Efes'te ticaret geriler. Imparator Hadrian limani birkaç kez temizletir. Liman kuzeyden gelen Marnas Çayi ve Küçük Menderes nehrinin getirdigi alüvyonlarla dolar. Efes denizden uzaklasir. 7. yüzyilda Araplar bu kiyilara saldirir. Bizans döneminde tekrar yer degistiren ve ilk kez kuruldugu Selçuk'taki Ayasuluk Tepesi'ne gelen Efes, 1330 yilinda Türkler tarafindan alinir. Aydinogullari'nin merkezi olan Ayasuluk, 16. yüzyildan itibaren giderek küçülmeye baslamistir. Günümüzde bölgede, 30.000 nüfuslu turistik Selçuk ilçesi bulunmaktadir. Efes ören yerinde, Hadrianus Tapinagi girisindeki frizde Efes'in 3 bin yilik kurulus efsanesi su cümlelelerle yer alir: Atina krali Kodros'un cesur oglu Androklos, Ege'nin karsi yakasini kesfetmek ister. Önce, Delfi kentindeki Apollon Tapinagi'nin kahinlerine danisir. Kahinler ona, balik ve domuzun isaret ettigi yerde bir kent kuracagini söyler. Androklos bu sözlerin anlamini düsünürken Ege'nin lacivert sularina yelken açar... Kaystros (Küçük Menderes) Nehri'nin agzindaki körfeze geldiklerinde karaya çikmaya karar verirler. Ates yakarak tuttuklari baliklari pisirirlerken çalilarin arasindan çikan bir yabandomuzu, baligi kaparak kaçar. Iste kehanet gerçeklesmistir. Buraya bir kent kurmaya karar verirler... Dogu ile Bati arasinda baslica kapi durumunda olan Efes önemli bir liman kenti idi. Bu konumu Efes'in çaginin en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelismesini ve Roma Devrinde Asia eyaletinin baskenti olmasini saglamistir. Efes, antik çagdaki önemini yalnizca buna borçlu degildir. Anadolu'nun eski anatanriça (Kybele) gelenegine dayali Artemis kültünün en büyük tapinagi da Efes'de yer alir. Efes'teki Artemis Tapinagi dünyanin yedi harikasindan biri olarak kabul edilir. M.Ö.6. yüzyilda bilim, sanat ve kültürde Milet ile birlikte en ön sirada yer alan Efes, bilge Herakleitos, rüya tabircisi Artemidoros, sair Callinos ve Hipponaks, gramer bilgini Zenodotos, hekim Soranos ve Rufus gibi ünlü kisileri yetistirmistir.
Mimari eserler : Efes, tarihi boyunca birçok kez yer degistirdiginden kalintilari yaklasik 8 kilometrelik genis bir alana yayilir. Ayasuluk Tepesi, Artemision, Efes ve Selçuk olarak dört ana bölgedeki harabeler yilda ortalama 1,5 milyon turist tarafindan ziyaret edilmektedir. Tümüyle mermerden yapilmis ilk kent olan Efes'teki baslica yapilar ve eserler asagida açiklanmistir:
Artemis Tapinagi : Dünyanin yedi harikasindan biridir. Antik dünyanin mermerden insa edilmis ilk tapinagidir. Büyüklügü 130 x 68 metre ve ön cephesi diger Artemis (Ana Tanriça) tapinaklari gibi batiya dönüktür. Magnesia Kapisi (Üst Kapi) ve Dogu Gymnasiumu : Efes'in iki girisi vardir. Bunlardan biri kentin çevresindeki sur duvarlarinin dogu kapisi olan, Meryemana Evi Yolu üzerindeki Magnesia Kapisi'dir. Dogu Gymnasiumu, Panayir Dagi etegindeki Magnesia Kapisi'nin hemen yanindadir. Gymnasion, Roma Çagi'nin okuludur. Odeion : Efes'in iki meclisli bir yönetimi vardi. Bunlardan biri olan Danisma Meclisi toplantilari zamaninda üzeri kapali olan bu yapida yapilmis ve konserler verilmistir. 1.400 kisilik kapasiteye sahiptir. Bu nedenle yapi "Bouleterion" olarak da adlandirilii. Yukari Agora ve Bazilika: Imparator Augustus tarafindan insa ettirilmis, resmi toplantilarin ve borsa islemlerinin yapildigi yerdir. Odeion'un önündedir. Prytaneion (Belediye Sarayi) : Prytan kentin belediye baskani gibi görev yapardi. En büyük görevi kalin sütunlari bulunan bu yapinin içindeki kentin ölümsüzlügünü simgeleyen kent atesinin sönmemesini saglamakti. Prytan, Kent Tanriçasi Hestia adina bu görevi üstlenmisti. Salonun çevresinde tanri ve imparator heykelleri siralanmisti. Efes müzesindeki Artemis heykelleri burada bulunmus ve daha sonra müzeye getirilmistir. Yanindaki yapilar kentin resmi misafirlerine ayrilmisti. Domitianus Meydani : Meydanin güneyinde, teras üzerinde Imparator Domitianus adina Efesliler tarafindan yaptirilmis büyük bir tapinak ve altinda Efes yazitlar galerisi vardir. Doguda Pollio Çeşmesi ve olasiklla hastane yapisi, kuzeyinde cadde üzerinde Memnius Aniti yer alir. Herakles Kapisi : Roma Çagi sonlarinda yaptirilmis olan bu kapi Kuretler Caddesi'ni yaya yolu haline getirmistir. Ön cephesindeki Kuvvet Tanrisi Herakles kabartmalari dolayisiyla bu ismi almistir. Traianus Çesmesi : Cadde üzerindeki iki katli anitlardan biridir. Ortada duran Imparator Trainus'un heykelinin ayagi altinda görülen küre dünyayi simgeler. Yamaç Evler : Teraslar üzerine insa edilmis olan çok katli evlerde kentin zenginleri oturuyordu. Peristilli ev tipinin en güzelleri olan bu evler modern evlerin konforunda idi. Duvarlar mermer kaplama ve fresklerle, taban ise mozaiklerle kaplidir. Evlerin hepsinde kalorifer sistemi ve hamam bulunmaktadir. Hamam ve Umumi Tuvalet : Romalilarin en önemli sosyal yapilarindandir. Soguk, ilik ve sicak kisimlar vardir. Bizans döneminde tamir görmüstür. Ortasinda havuz olan umumi tuvalet yapisi, ayni zamanda toplanma yeri olarak da kullanilmistir. Hadrianus Tapinagi : Imparator Hadrianus adina, anit tapinak olarak insa ettirilmistir. Korinth düzenlidir ve frizlerinde Efes'in kurulus efsanesi islenmistir. Oktagon : Kleopatra'nin kiz kardesine ait anitsal bir mezardir. Heroon : Efes'in efsanevi kurucusu Androklos adina yaptirilmis bir çesme yapisidir. Ön kismi Bizans döneminde degistirilmistir.
Celsus Kütüphanesi Celcus Kütüphanesi : Roma dönemi yapilarinin en güzellerinden birisi olan yapi hem kütüphane, hem de mezar aniti görevini üstlenmistir. M.S.106 yilinda Efes valisi olan Celsus ölünce, oglu kütüphaneyi babasinin adina mezar aniti olarak yaptirmistir. Celsus'un lahdi kütüphanenin bati duvari altindadir. Cephesi 1970-1980 yillari arasinda restore edilmistir. Kütüphanede kitap rulolari, duvarlardaki nişlerde saklaniyordu. Serapis Tapinaği : Efes'in en ilginç yapilarindan biri olan Serapis Tapinani, Celsus Kütüphanesi'nin hemen arkasindadir. Anitsal Çeşme : Odeion'un önündeki meydan kentin "Devlet Agorasi" (Yukari Agora)'dir. Tam ortasinda Misir tanrilarinin tapinaği (Isis) bulunuyordu. M.Ö. 80 yillarinda Laecanus Bassus tarafindan yaptirilan Anitsal Çeşme, Devlet Agorasi'nin güneybati köşesinde yer alir. Buradan Domitian Meydani'na ve bu meydan etrafinda kümelenmiş bulunan Pollio Çeşmesi, Domitian Tapinaği, Memmius Aniti ve Herakles Kapisi gibi yapilara ulaşilir. Mazeus Mithridates (Agora Güney) Kapisi : Kütüphaneden önce, Imparator Augustus zamaninda inşa edilmiştir. Kapidan Ticaret Agorasi'na (Aşaği Agora) geçilir.
Mermerli yol Mermer Cadde: Kütüphane meydanindan tiyatroya kadar uzanan caddedir. Agora: 110 x 110 metre boyutlarinda ortasi açik, çevresi portikler ve dükkanlarla çevrili bir alandir. Agora, kentin ticari ve kültürel merkeziydi. Agora Mermer Cadde'nin başlangiç noktasidir.
Büyük Amfitiyatro Büyük Tiyatro: Mermer Cadde'nin sonunda bulunan yapi, 24.000 kişilik kapasiteyle antik dünyanin en büyük tiyatrosudur. Çok süslü ve üç katli sahne binasi tamamen yikilmiştir. Oturma basamaklari üç bölümlüdür. Tiyatro, St. Paul'ün vaazlarina mekan olmuştur. Tiyatro Gymnasiumu: Hem okul, hem de hamam işlevine sahip büyük yapinin avlu kismi açiktadir. Burada tiyatroya ait mermer parçalar restorasyon amaciyla siralanmiştir. Liman Caddesi: Büyük Tiyatro'dan, bugün tamamen dolmuş olan Antik Liman'a uzanan, iki yani sütunlu ve mermer döşeli Liman Caddesi (Arcadiane Caddesi), Efes'in en uzun caddesidir. 600 metre uzunluktaki cadde üzerine kentin Hristiyanlik döneminde anitlar yapilmiştir. Her birinde havarilerden birinin heykeli olan dört sütunlu Dört Havari Aniti, caddenin hemen hemen ortasindadir. Liman Gymnasiumu ve Liman Hamami: Liman Caddesi'nin sonundaki büyük yapilar grubudur. Bir bölümü kazilmiştir. Saray Yapisi, Stadyum Caddesi, Stadyum ve Gymnasium: Bizans sarayi ve caddenin bir bölümü restore edilmiştir. At nali biçimindeki Stadyum, antik devirde sportif oyunlarin ve yarişmalarin yapildiği yerdir. Geç Roma döneminde gladyatör oyunlari da yapilmiştir. Stadyumun yanindaki Vedius Gymnasiumu ise hamam-okul kompleksidir. Vedius Gymnasiumu kentin kuzey ucunda, Bizans dönemi surlarinin hemen yaninda yer almaktadir. Meryem Kilisesi: 431 Konsül Toplantisi'nin yapildiği yer olan Meryem Kilisesi (Konsül Kilisesi), Hz. Meryem adina inşa edilmiş ilk kilisedir. Liman Hamami'nin kuzeyinde yer almaktadir. Meryemana Evi: Hz. İsa'nİn annesi Meryemana, Hz. Isa öldükten sonra St. Jean ile birlikte Efes'e gelmiş ve hayatinin son yillarini burada yaşamiştir. Yedi Uyuyanlar: Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu yer, Geç Roma imparatorlarindan Decius zamaninda putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hristiyan gencin Panayir Daği eteklerinde siğindiklari rivayet edilen mağaradir. St. Jean Kilisesi: Bizans Imparatoru Büyük Iustinianus tarafindan yaptirilan ve o dönemin en büyük yapilarindan bir olan 6 kubbeli kilisenin merkezi kisminda, altta, Hz. Isa'nin en sevdiği havarisi St. Jean'in mezarinin bulunduğu iddia edilmektedir ancak henüz herhangi bir bulguya rastlanamamiştir. Kilisenin kuzeyinde hazine binasi ve vaftizhane vardir. Kale: Kale içinde cam ve su sarniçlari vardir. Isabey Camii: 1375 yilinda Aydinoğullari'ndan Isa Bey tarafindan şam'li Mimar Ali'ye inşa ettirilmiştir
YEDI UYURLAR MAGARASI : Hristiyan dinine inandiklari için putperestlerin zulmünden kaçan yedi gencin,Imparator Decius zamaninda,Panayir Dağin’daki Yedi Uyurlar Mağarasi’na siğindiklari ve 200 yil süren bir uykuya daldiklari kabul edilmektedir.Dört kati ortaya çikartilan mağaralarda,iki kilise ve birçok mezar bulunmaktadir. ERYTHRAİ: Prof. Dr. Coşkun Özgünel’in başkanliğinda Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinin katilimiyla yeniden başlatilan Erythrai Antik Kentindeki arkeolojik kazilarda, Ion Kültürüne ait önemli bulgulara ulaşildi.
Izmir’e 60 km uzakliktaki Çeşme’nin Ildiri Köyü’nde bulunan Erythrai Antik Kenti’nde bulunan kalintilardan bir kisminin, sanat-mimarlik tarihi ve kronolojisine işik tutacak nitelikte olduğu kaydedildi.
Büyük Iskender’in yaptırdiği ve Roma imparatoru Hadrianus döneminde de onarim gören, Anadolu’daki en eski Grek tiyatrolarindan birine sahip olan Antik Kentin, çevresindeki yerleşim yerlerine merkezlik yaptiği, ayrica kentin, Fenikeliler ve Misirlilar ile siki ilişki halinde olduğu, Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’e yönelik ticari faaliyetlerde de Fenikelilerle birlikte hareket ettiği, bulunan bilgiler arasinda.
M.Ö. 8. yüzyildan başlayarak Arkaik ve Klasik dönemlerde yoğun, Hellenistik dönemde önde gelir şekilde, devaminda Roma döneminde de Bati Anadolu tarihinde etkin rol oynayan Eryhtrai antik yerleşimindeki kazi çalişmalari hakkinda Proje Yöneticisi Prof. Dr. Coşkun Özgünel şu bilgileri veriyor:
“Yoğun olarak Doğu mallarini barindiran ve bunlari Ionia’ya dağitan bir market olan Erythrai’nin Arkaik dönemde Miletos ve Samos ile birlikte hareket ettiği ve karşi komşusu Khios ile büyük bir rekabet içerisinde bulunduğu, buluntular ve antik kaynaklardan bilinmektedir. Yerleşimin bu dönemdeki görkemini akropoldeki büyük arkaik tapinak açikça ortaya sermektedir. M.Ö. 6. yüzyil ortalarindan sonra Anadolu’nun Pers egemenliği altinda bulunduğu dönemde Erythrai’in iyi bir liman üssü olmanin verdiği olanaklardan yararlanarak Hellas ile siki ilişkiler içerisinde bulunduğu ve Attik-Delos Birliğinin etkin üyeleri arasinda yer aldiği görülür. Yerleşimin Attik-Delos Deniz Birliğine Ionia devletleri arasinda en fazla vergiyi ödemesi bu dönemdeki gücü ve işlevinin bir göstergesidir. M.Ö. 4. yüzyila gelindiğinde Karia satrapi Mausolos’un güçlü Erythrai ve Atarneus Tyranlarinin işbirliği Bati Anadolu’da Pers yönetiminden ayri bir güç oluşturma yönünde etkin rol oynadiği bilinmektedir. III. Aleksandros´un (Büyük Iskender) Asya Seferi sirasinda Erythrai’dan geçtiği ve yerleşimin tiyatrosunun onun, 4 km'yi aşan surlarinin ise ardili Lysimakhos´un maddi desteği ile inşa edildiği yazitlardan anlaşilmaktadir. Roma Imparatoru Hadrianus döneminde de onarim görmüş yerleşim tiyatrosu Anadolu`daki en eski Grek tiyatrolarindandir. Tiyatronun büyüklüğünden yerleşimde Hellenistik dönemde büyük bir olasilikla bir synoikismos’a gidildiği, yani civar yerleşimlerin Erythrai’in territorium sinirlari içine girdiği ve politik anlamda yönetimlerini bu merkezde birleştirdikleri düşünülmektedir. Bu iddiayi ayni tarihlere ait yerleşim suru da destekler.
Erythrai’in kalıntı ve buluntularının yerleşim tarihini ortaya sermeleri yanında, bunlardan bir kısmı, sanat-mimarlık tarihi ve kronolojisine ışık tutacak ünik eserlerdir. Örneğin, Athena tapınağı ve Herakleion İon düzenleri ile Ephesos dışında Anadolu’daki en iyi "Ephesos türü" örnekleri olarak dikkate değerdir. Samos Heraion´una yapılan adaklar olarak kullanilan Erythrai’in Hermes ve Narli Hera gibi heykelleri yine Samos’ta üretilenlerle yakin benzerlik göstermekte bu da bize Erythrai´in Arkaik dönem Ionia heykeltraşliğında Samos etkilerinin yayilimi konusunda önemli bilgiler verecek bir merkez olduğunu göstermektedir. Komşu yerleşim Klazomenai’in pişmiş toprak lahitlerinin farkli bir versiyonu olan kabartmali ve kaliptan çikma tasvirli lahitler Erythrai’da üretilmiştir. Az sayida örneği bilinen bu gruba ait diğer üretimler sergiledikleri yeni tipolojiyle seramik ve lahit kronolojisine yenilik getireceklerdir, bununla beraber burada üretilmiş olan yerel seramikler de ayni şekilde bilim dünyasina yeni bilgiler katacaklardir.
Tüm bunlardan yola çikarak çağdaş perspektif ve yeni olanaklarla giriştiğimiz bu çalişma, yakin gelecekte yine Ankara Üniversitesi geleneğinde ve bünyesinde Erythrai’in arkeolojik kazisi için bilimsel bir altyapi niteliğini taşimaktadir. Bu aşamada BAP’ın sağladiği finansal destek ve projede kullanilacak teknik ekipmanin tamamlanmasi sayesinde 2003 yilinda ilkin yerleşimin topografik planinin çikarilmasi, yerleşimin yüzeydeki yapilarinin bu plana işlenerek mimari dokümantasyonlarinin da gerçekleştirilmesi ve yerleşim alaninin içiyle yakin çevresindeki sörveyin hizla yürütülmesine girişilmiştir. 2003 sezonunda yapilmiş olan araştirmalar ve sunduğumuz projede gerçekleştirmiş olduğumuz çalişmalar Üniversitemizin adina 2004 yili 26. Uluslararasi Kazi, Araştirma ve Arkeometri Sempozyumunda bir bildiri içerisinde sunulmuş ve makale halinde yayina verilmiştir.
2004 yilinda yine Üniversitemiz BAP organizasyonu finansal desteğiyle yapilan arazi çalişmasinda topografik plan tamamlanmiş yüzeydeki yapilar bu plan üzerine işlenmiş, ayrica bu yapilarin teker teker ölçümleri yapilmaya ve mimari planlari çikartilmaya başlanmiştir. Bunlarin paralelinde 2004 sezonunda yerleşimin sinirlarini belirlemek için 4 km2´lik alanda yüzey araştirmasi sürdürülmüş, araştirilan alanlardaki buluntu ve kalintilar GPS yardimiyla konumlari saptanarak envanter sistemine geçirilmiş, taşinabilir buluntular Çeşme Müzesine teslim edilmiştir. Tüm bunlara ek olarak yerleşime ait liman ve diğer kalintilarla buluntulari saptamak için Ankara Üniversitesi Sualti Arkeolojik Araştirmalar Merkezi’nden (ANKÜSAM) dalgiçlar bir sualti sörveyi gerçekleştirmişlerdir. Önümüzdeki yillarda projemiz kapsaminda yine ANKÜSAM`ın bünyesinde Erythrai´in sualti araştirmalari da geliştirilerek devam ettirilecektir. Envanterleme çalişmalarinin devami niteliğinde 2005 şubat ayinda Kültür Bakanliğin izniyle şu anda Çeşme Müzesi depolarinda bulunan Akurgal kazilari zamaninda bulunmuş Erythrai arkeolojik malzemesi görülerek yeni envanter sistemine dahil edilecektir. Ayni şekilde bu sezonda da gerçekleştirilmiş olan çalişmalar Üniversitemiz adina 27. Uluslararasi Arkeoloji Sempozyumunda sunulup yayinlanacaktir.
Dil ve Tarih-Cografya Fakültesi Arkeoloji Bölümü olarak bizim çabamiz ve dileğimiz, hocalarimiz ve yetenekli genç bilim adamlarimizla yarim kalan çalişmalara devam edebilmektir. Çünkü Üniversitemize ait ve 1965’lere kadar uzanan geçmişi olan bu projeye ve antik yerleşime sahip çikmak için Isviçreli bazi bilim çevrelerinin finansal olanaklariyla kendilerine hizla kamuoyu oluşturduklarina üzülerek tanik olmaktayiz. Bu nedenle bu projeye ve kendi bilim adamina inanarak destek veren Üniversitemize teşekkür ederiz.”
Erythrai antik yerleşimi arkeolojik araştirma ve kazilarina ilk olarak Ankara Üniversitesi adina Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin ve Klasik Arkeoloji Anabilim Dalinin kurucularindan Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal tarafindan, 1965 yilinda Ionia kültür ve tarihini ortaya çıkarmak amaciyla başlanmiştir. Bu kazilarda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden emekli ve halen Profesör olan öğretim üyelerinin tamami o zamanlar akademisyen ve öğrenci olarak yer almişlardi. Kazi ve restorasyon çalişmalari 14 yil devam etmiş, bu kapsamda yerleşimin en eski dönemini yansitan Arkaik akropol ve devaminda Hellenistik-Roma dönemi yapilari üzerinde çalişmalar yoğunlaştirilmiştir. 1965-1979 yili kazilari çeşitli nedenlerle yarim kalmiş, böylece bu önemli Ion üssü de ortaya çikarilamayip buluntulariyla bilim dünyasina yeterince tanitilamamiştir.
Üniversitemiz bünyesinde tekrar başlanan projenin önemi, yerleşimin antik çağdaki yerinin vurgulanmasi ile daha da anlam kazaniyor. 12 Ionia devletinin önde gelenlerinden olan Erythrai, Arkaik dönem öncesinden itibaren Ege dünyasinda etkin rol oynamiş yerleşimlerden biridir. Erythrai Izmir Karaburun yarimadasında, Izmir'den yaklaşik 60 km uzakliktaki Çeşme`nin Ildiri köyünde yer aliyor. KLAZOMENAI (Urla) : Izmir ili Urla ilçesi’nin yerleşim tarihi,M.Ö.4 bine (Kalkolitik Çağ) kadar uzanmaktadir ve 12 Ion kentlerinden biridir..Urla’nin Iskele mahallesi’nde yer alan höyükteki yüzey buluntulari,yerleşimin M.Ö.2000 ve M.Ö. 1000’li yillarda da sürdürdüğünü,yamaçlarda ortaya çikarilan seramik firinlari ise,bu bölgenin M.Ö.2000’li yillarda seramik endüstrisinde önemli bir merkez olduğu düşünülmektedir.
Limantepe kazilarinda ele geçen buluntular,Urla limaninin’,dünyanin en eski ve düzenli limani olduğunu göstermektedir.Yerleşim klasik döneme ait nekropolü,Ayyildiz Tepe ile Cankurtaran Tepe’nin oluşturduğu zincirin batisinda ve Urla-Ildiri antik yolunun geçtiği bölgede yer almaktadir.Limantepe Höyüğü,Urla’nin akropolü idi.Eşit parsellerden oluşan hippodomik plana göre kurulan Urla kentinde yapilan kazilarda M.Ö. 6. yüzyila tarihlenen bir yağhane kompleksi ortaya çikarilmiştir.
TEOS (Siğacik) : Teos antik kenti,Izmir ili,Seferhisar ilçesi Siğacik köyünün 1 km. güneyinde,tarihi Teos Yarimadasi ile Seferhisar ovasi arasinda kurulmuştur.M.Ö.1000 yillarinda 12 İon kentinden biri olarak kurulduğu sanilmaktadir.Ana geçim kaynaği deniz ticareti olan Teos’un kuzeyde ve güneyde iki limani bulunmaktadir.Alişilmişin dişinda bir plani olan kentin akropolü,iki liman arasindaki bir tepededir.Antik dünyanin en büyük Dionysos Tapinaği burada inşa edilmiştir ve günümüze kadar iyi korunmuş durumdadir. Teos’ta bulunan Helenistik ve Roma dönemi eserleri arasinda en önemlileri,Dionysos Tapinaği,tiyatro,odeon,sur ve liman kalintilaridir.
HiERAPOLİS (Pamukkale) : Denizli ili,Pamukkale ilçesinin 24 km. kuzeyinde Büyük Çökelez Dağiyla kapli bir düzlüğe,Bergama Krali II.Eumenes tarafindan kurulmuştur.Adini efsanevi kahraman Telehos’un karisi “Hiera” dan almiştır.Hierapolis kutsal kent anlami taşimaktadir.Kent,Helenistik özellik göstermektedir.M.S.17’de büyük bir depremle yikilinca, Romalilarca yeniden inşa edilmiş ve Roma karakteri kazanmiştir.Roma döneminde gelişen kent,Hristiyanliğin yayildiği yillarda Isa’nın havarilerinden Saint Philip burada çarmiha gerilince piskoposluk ve metropolitlik merkezi olmuştur.Kentteki önemli kalintilar: Roma Hamamlari,Apollon Tapinagi,Tiyatro,Anitsal Çeşme(Nymphaion),Büyük Kilise,Domitian Zafer Kapisi,Hamam,Bazilika,Saint Philip’in Mezari,Su Deposu,Kuzey ve Güney Bizans Kapilari,Kent Surlari,Nekropol olarak sayilabilir.
Tiyatro : Hierapolis Tiyatrosu M.S. II.yüzyil Roma yapisidir.Cavea(oturma yerleri),scene (yapinin ön yüzü) ve sahne bölümlerinden meydana gelmiştir.Titatro 15-20 bin kişi alacak büyüklüktedir.Cavea sağlamdir.Sahneyi ve Scene’yi süsleyen üst kisimlari yikilmiş,mermer bloklar üzerindeki kabartmalar müzede sergilenmektedir.Bunlarda Septimus Severus ve ailesi,Tanrilar ve Dionysos şenlikleri anlatilmaktadir.Scene’nin sağ ve solunda ayrica ortada ve her iki yaninda mermerden oymali beş büyük kapisi vardir.
Apollon Tapinaği : Yapinin temelleri Geç Helenistik,üst bölümler III.yüzyil Roma dönemindendir.Kareye yakin dikdörtgen planli sella ve Pronaos(ana mekanin üstündeki giriş) bölümlerinden oluşmaktadır.Mabet büyük bloklardan harç kullanilmamaksizin yapilmiştir.
Saint Philip Martirum(Oktogon) : Mezar şehrin kuzeydoğusunda,surlarin dişinda M.S.V.yüzyılda Isa’nin havarilerinden St.Philip adina yapilmiş 20x20 kare kaide üzerine oturtulmuş sekizgen planli bir yapidir.Ortadaki geniş mekan orijinalinde üzerinde kurşun bir kubbe ile örtülüdür.Erken Hristiyan mimarisi’nin merkezi planli anitlarindandir.Orta mekan çevresinde kemerli geçitlerle bağlanmiş fil ayaklari vardir.Fil ayaği aralarinda önlerde ikişer sütun ve birer nef vardir.Nefler küçük geçitlerle ana mekan etrafinda yer alan,moloz taştan yapilmiş alti odaya bağlanmiştir.Ana giriş ve çikiş yapinin doğu ve kuzey koridorlari üzerindedir.Üst yapilar tamamen fil ayaklari ve duvarin ise büyük bir bölümü yikilmiştir. Philip orta mekanda gömülüdür.
LADDIKEİA (Goncali) : Denizli ilinin 6 km. kuzeyinde yer alan kent,M.Ö.III.yüzyilda Seleukos Krali II.Antiochos Theos tarafindan kurulmuş ve kente eşinin adi verilmiştir. M.Ö.II.yüzyılda Bergama Kralliği kontrolü altindadir.M.S. 60 yilinda depremle büyük tahribata uğramiş olan kent,Roma döneminde büyük ölçüde imar görmüştür.Bizans döneminde çok gelişme gösteren kent,Asia Metropolisinin oturduğu yer olarak önem kazanmiştir.
APHRODISIAS : Aydin ili,Karacasu ilçesinin 12 km. güneydoğusunda bir Karia kenti olarak kurulan Aphrodisias, altin çağini Roma döneminde yakalamiştir.Bu dönemde olağanüstü güzellikte mermer heykeller ve yapilar inşa edilmiş ve Aphrodisias stili olarak bilinen bir sanat ekolü de gelişmiştir. Yapilan arkeolojik araştirmalar sonucunda kentte mimarlik ve heykeltıraşliğin yani sira tip ve astronomi alanlarinda da çalişmalar yapildiği belirlenmiştir. Kentte görülen başlica yapi kalintilari M.S.2. yüzyilda Imparator Hadrianus zamanında yapilan hamam,büyük havuzlu agora,M.Ö.1. yüzyilda Tanriça Aphrodite için yapilan tapinak,stadyum,tiyatro,tiyatro hamami,odeon,piskopos sarayi ve felsefe okuludur.
MiLET : Aydin ili Yenihisar ilçesi,Balat köyü yakinlarindadir.Milet’te ilk yerleşimin M.Ö.2000 ortalarindan başlamak üzere Myken kolonisinin varlıgi ile görüldüğü bilinmektedir.Daha sonra Milet,Atina Krali Kodros’un oğlu Nekus önderliğindeki Ionialilar tarafindan tekrar kurulmuştur.Ionia’nin en önemli şehir limanlarindan birisidir.Dört limani vardir.
En parlak dönemini M.Ö.7.ve 6.yüzyilda yaşamiştir.Özellikle M.Ö.650’den sonra Karadeniz ve Akdeniz’deki kolonileri sayesinde çok zenginleşmiştir.M.Ö. 546’da Perslerin eline geçmiş,daha sonra Roma döneminde bağimsiz bir kent olmuştur.Erken Hristiyanlik döneminde de önemli bir merkez olan Milet’te,yerleşim yeri küçülmüş,13.yüzyilda Selçuklu,ardindan Osmanli egemenliğine geçmiştir.
Ören yerinde bu dönemlerden kalma Milet Tiyatrosu,Faustina Hamami,agora,tören caddesi,anitsal çeşme,gymnasium,Virgilius Capito hamami,Türk hamami,Athena tapinaği,stadium,delphinion,liman aniti,agora,Zeus Olympios Temenosu,bouleuterion(Senato Binasi),Misir Tanrilari Temenosu kalintilari bulunmaktadir.
DiDYMA (Yeniköy) : Aydin ili,Yenihisar ilçe merkezindedir.Didyma aslinda bir antik kent değil,kutsal bir mahalledir.Miletos’tan gelen kutsal yol ile bağlantisi bulunan Didyma,bir kehanet merkezidir.Didyma ile ilgili ilk yazili kaynak Herodot’tur.Herodot M.Ö. 600 ‘lerde Misir Krali II.Nekho ve Lidya Krali Kroisos’un Didyma’daki Apollon mabedinde adaklar sunduklarini nakleder.
Arkaik devirde çok ünlü olan Apollon’un kutsal yeri Persler tarafindan M.Ö. 494’de yikilmiştir.M.Ö. 311’de tekrar canlanmaya başlayan ve mabet yeniden inşa edilmeye başlanir. Seleukoslar döneminde planda değişiklikler yapilarak mabedin boyutlari büyütülmüştür.
Artemis,Zeus,Aphrodite mabetleriyle diğer bazi yapilarinda bulunduğu inşaatin Roma devrinde de sürdüğü,mabet çevresinde ele geçen kitabelerden anlaşilmaktadir.M.S.250’den önce mabet önemini yitirmeye başlamiş ve M.S.385’te Theodosios’un emri ile tamamen önemini yitirmiştir.Hristiyanliğin yayginlaşmasi ile birlikte,zaten bitirilmemiş olan mabedin adytonuna bir kilise yapilmiştir.
ALINDA : Aydin ili,Karpuzlu ilçesi yakinindadir.Hekatomnos’un kizi Ada,erkek kardeşi Pixodaros tarafindan Halikarnassos’tan uzaklaştirilinca burayi kendisine başkent yapmiştır. Karia’nin en müstahkem şehri diye nitelendirilen Alinda,Iskender’in ölümünden sonra Bergama Kralliğinin topraklari içinde kalmiş,bu kralliğin vasiyeti ile Roma yönetimine girmiş,M.S.3. yüzyıla kadar kendi adina sikke bastirmiştir.
Bizans egemenliği altinda önemini yitiren Alinda’nın piskoposluk merkezi olduğu,listelerde adina rastlanmasiyla belli olmaktadir.Şehrin dikdörtgen bloklardan örülmüş surlari büyük ölçüde ayaktadir.Akropolün güneybati eteğinde Helenistik tiyatrosu ne akropolün kuzeybati ucunda ise dört kemeri tam olarak ayakta duran aquadukt dikkati çekmektedir.
NYSA : Aydin ili,Sultanhisar ilçesinin kuzeyinde yer almaktadir.Çok dik bir boğazin iki yanina kurulmuş binalar,sokaklar ve meydanlar tonozlu alt yapilarla desteklenmiştir. M.Ö.3.yüzyilin ilk yarisinda Seleukos’un oğlu I.Anthiochos Soter tarafindan kurulmuştur.
Iki yakali olarak kurulan kenti bir köprü birbirine bağlamaktadir.Burada tiyatro,gymnasion,agora,tünel vb. yapilar mevcuttur.Roma döneminde binalara ilaveler yapilmiştir.
MAGNESiA ADMEANDRUM ( Menderes Magnesia’si) : Aydin ili,Germencik ilçesi, Ortaklar beldesi yakinindadir.Magnesia Aiolialilar tarafindan kurulmuştur.Bir süre Lidya Krali Gyges’in egemenliğinde kalmiş,M.Ö.650’de Kimmerler tarafindan yakilip yikilmiştir. Miletliler kenti tekrar kurmuşlardir.M.Ö.530’da Ispartalilar,daha sonra Persler,M.Ö.400’de Seleukoslar ve M.Ö. 189-133’de Attaloslar yerleşmiştir.
Kent,M.Ö.87’de Romalilara karşi koyan Pontus Krali Mithridares Arkhelaos’a kapilarini kapatinca,Romalilara dost olmuş ve bağimsiz olarak yaşamini sürdürmüştür.Bizans döneminde de piskoposluk merkezi olmuştur.
Ören yerinde bulunan kalintilar Artemis Tapinaği ve sunağidir.Vitruvius’a göre tapinak Hermogenes’in yapiti olup,M.Ö.2. yüzyilda yapilmiştir.Zeus Sosipolis Tapinaği M.Ö.170-150 yilinda yapilmiştirr.Bu yapi da Hermogenes’e aittir.
STRATONIKEİA (Eskihisar) : Muğla ili,Yatağan ilçesinin 6-7 km. batisindaki Eskihisar köyü sinirlari içerisinde bulunmaktadir.Kent,M.Ö.3. yüzyilda kurulmuştur.Yapilan araştirmalara göre,Suriye Krali I.Antiokhos tarafindan eşi Stratonike için kurulduğu söylense de arkeolojik buluntular ve yazili kaynaklar daha öncede burada bir kent bulunduğunu göstermektedir.
Gezgin ve yazar Strabon’a göre,çok güzel yapilarla donatilan kent,bilinmeyen bir tarihte Rodos’a armağan edilmiş,M.Ö.167 yilinda Roma Senatosunca Karia’nin bağimsizligina karar verilince,Rodos egemenliği sona ermiştir.Yapilan kazilarda ele geçirilen sikkelerden, Stratonikeia sikkelerinin Rodos’tan bagimsizliği kazanddiği M.Ö.167’den itibaren basilmaya başlandiği ve Gallienus(M.S.253-268) zamanina kadar devam ettiği anlaşilmaktadir.
Kentin akropolü güneydeki dağin tepesinde olup,kuzeyinde,yamaçtaki bir teras üzerinde (şimdiki kentler arasi yolun hemen altinda),bir yazitta imparator tapimina ayrildiği yazilan küçük bir tapinağin kalintilari göze çarpar.Bunun aşağisinda da büyük bir tiyatro bulunmaktadir.Tiyatronun tek diazomasi vardir.Sahne binasinin kalintilari,yapilan kazilarda büyük ölçüde ortaya çikartilmiştir. Yerleşimin gerçekleştiği kent üzerinde,günümüzde terk edilmiş Eskihisar köyü bulunmaktadir.
Kent surlarla çevrilmiş olup,günümüzde yalnizca önemsiz uzantilari görülebilmektedir. Yerleşim alaninin kuzeydoğu köşesinde,büyük kesme taşlar ile kireç harçtan örülmüş güçlü bir kalenin yikintilari vardir.Katmanlarinin düzgünce uygulanmasina karşin yapinin onarim gördüğü,diğer yapilardan alinma yazili taşlar ve sütun gövdelerinden anlaşilmaktadir.Kentin kuzey kenarina açilan ana giriş kapisi büyük bloklardan örülmüştür.Kalintilardan,bir zamanlar üzerinde kemer olduğu anlaşilan kapi iki girişli olup,bu girişler arasinda bir nymphaion vardir. Kapidan sonra sütunlu bir alanin ve yolun varliği görülmektedir.Kentin tam ortasinda,en çok göze çarpan yapi olan,antik Yunan’da kent meclisinin toplandiği bouleuterion bulunmaktadir. Bouleuterionun tiyatro benzeri küçük bir yapi olup,hemen batisinda tek başina duran kapi ise bu alanin giriş kapisidir.Bouleuterionun kuzeye bakan diş duvarinda Diokletianus’un fiyat listesi ve bunun uygulanmasina iliskin giris kismi Latince yazilmistir.Bu yapinin alttaki oturma siralari korunmustur.Agoranin,Bouleuterionun çevresinde oldugu yapilan kazilardan anlasilmistir.Batida,gmynasion adi verilen yapi bulunmaktadir.Kentin giris kapisindan itibaren baslayan kutsal yolun kenarlarinda oda mezarlari bulunmustur.Giris kapisindan baslayan kutsal yol nekropolden geçmekte ve Legina’daki Hekate kutsal alanina ulasmaktadir.
LAGİNA : Lagina-Hekate kutsal alani,Mugla ili Yatagan ilçesine bagli Turgut beldesi sinirlari içersinde yer almaktadir.Karialilarin önemli kültür merkezi olan Lagina kutsal alaninin ünü zamanimiza kadar gelmis olup,bu yöre halen Leyne adi ile tanirir.Son yapilan arastirmalar,yörenin eski Tunç Çagindan (M.Ö.3000) günümüze kadar kesintisiz bir yerlesime sahne oldugunu göstermektedir.Seleukos krallari büyük imar çalismalari ile Lagina kutsal alani dini merkez ve buraya 11 km. uzakliktaki Stratonikeia kentini de siyasi merkez yapmislardir.
Legina’da ve Stratonikeia Bouoleuterion’u duvarlarinda halen var olan yazitlardan ögrenildigine göre,bu iki kent birbirlerine kutsal bir yol ile baglanmistir.Legina kutsal alaninda,”propylon”(anitsal giris kapisi),bu kapiya baglanan kutsal yol,”atlar”(kurban ve sunak yeri),”peribolos”(kutsal alani çevreleyen duvar),Dor mimari düzeninde stoalar ve Hekate Tapinagi bulunmaktadir.Kutsal alan,ayni zamanda stoalarin arka duvarini olusturan 2 metre yükseklige kadar ayakta kalmis duvarlarla çevrilidir.Üç girisli olan ve bati ucunda dört adet İon sütunu ile tasinan apsisi bulunan anitsal giris kapisi,stoaya da bir kapi ile baglanmistir.Anitsal giris kapisindan atlara giden tas döseli yola baglanan 10 adet merdiven sirasi vardir.Bes merdiven sirasi ile çevrili olan ve üzerinde Ion kaideli,Korint baslikli tek sira sütun bulunan bir platform üzerine oturan tapinak,kutsal alanin tam ortasindadir.
CEDREAE/KEDREAI (Sedir Adasi) : Mugla ili,Ula ilçesi sinirlari içerisinde,Gökova Körfezi’nde yer alan Sedir Adasi(Cedreae-Kedreai antik kenti) arkeolojik ve dogal yapisi ile yörenin kültür turizminin en yogun yasandigi bölgelerinden birisidir.Sedir Adasina,Gökova-Akyaka beldesinden yada Çamliköy’den teknelerle ulasilabilmektedir.
Düzgün kesme tastan çok sayida kulesi,sur duvarlari,Apollon Tapinagi ve onun yerinde sonradan yapilan kilisesi,hâlâ ayakta duran iyi korunmus tiyatrosu ve izleri görülebilen agorasi ile oldukça zengin arkeolojik veriler sunan Sedir Adasi’nda antik liman kalintilari da görülebilmektedir.
LETOON : Mugla ili;Fethiye-Kas karayolu üzerindedir.Sair Ovidius’un anlattigi bir efsaneye göre,Zeus’tan hamile kalan tanriça Leto,ikiz çocuklari Artemis ve Apollon’u Delos’ta dogurur.Sonra Ksanthos Nehri’nin denize ulastigi yere gelip,nehir boyunca,bugünkü Leto tapinaginin bulundugu yerdeki kaynaga varincaya degin yürür.Kaynakta çocuklarini yikamak isteyen,fakat yerli halkça engellenen tanriça,yöre halkini lanetler.iste Letoon ören yerinin kurulusu bu mitolojiye dayanmaktadir.Letoon ören yerinde yapilan kazilarda ele geçen buluntulara göre,ilk yerlesim M.Ö.8.yüzyila kadar gitmektedir.
Buradaki kalintilar ve ele geçen kitabeler Letoon’un,Lykia Birligi döneminde politik ve dini bir merkez oldugunu göstermektedir.Antik kent merkezinde yan yana dizilmis üç tapinak olup,bunlardan en batida olani Leto’ya,daha küçük olan ve ortada yer alan tapinak Artemis’e, en doguda Dor düzenindeki tapinak ise Apollon’a aittir.
Apollon tapinagi yakinindaki çöplük alani içinde bulunarak bugün Fethiye Müzesi’nde sergilenen üç dilli kitabe çok büyük bir önem tasimaktadir.Likçe,Aramice ve Grekçe ile yazilmis olan kitabe,Lykia dilinin çözülmesinde çok büyük bir rol oynamistir.
Tapinaklarin güneybatisinda,nymphaion (çesme) binasi ile bunun dogu kenarinda erken Hiristiyanlik dönemine ait kilise yer almaktadir.Ören yeri içersinde ayrica,stoa ve tiyatro da görülmeye deger kalintilar arasinda yer alir.
OENOANDA ( Asar Beli / Gavur Pazari ) : Mugla ili;Fethiye-Korkuteli karayolu üzerinde Incealiler köyünün üst kisminda yer alir.Oenoanda,bir yerlesim adi olarak,ilk kez Hitit metinlerinde geçer.Oenoanda asıl ününü M.S.2,yüzyılın ilk yarısında kentte yaşamış Epikürcü Filozof Diogenes’e boçludur.Diogenes,düşüncelerini uzun bir yazıt halinde kentteki kuzey stoanın duvarlarına kazımıştır.Ancak,yapının yıkılıp parçalarının dağılması nedeniyle,kentin her yerinde bu yazıttan parçalar görmek mümkündür.
Antik kentten günümüze ulaşan en erken kalıntı, güneyinde yer alan ve M.Ö.200 yıllarına tarihlenen sur duvarlarıdır.Duvar son derece taş işçiliği ve beşgen kulesi ile dikkat çekicidir. Roma döneminde kentte, yukarı agorayı tepeden görecek konumda,Augustus dönemine ait olduğu sanılan,Dor mimarisi düzeninde bir tapınak inşa edilmiştir.Bu yapının içinde imparator Augustus için yazılmış bir yazıt parçası ele geçmiştir.M.S. 70 yıllarından başlayarak Flavius döneminde,yukarı agoraya çıkan yolun güneyinde,kentte iki gymnasium- hamam kompleksinin küçük olanı inşa edilmiştir.Büyük gymnasium-hamam kompleksi ise, M.S.140’larda Rhodiapolis’li Opramoas tarafından bağışlanan paralar ile yukarı agoranın batısında yapılmıştır.Yapıya daha sonra 3.yüzyıl başlarında sütunlu bir avlu eklenmiş ve yapı imparator Septimius Severus ile Caracalla’ya adanmıştır.Kentin güneyindeki su kemeri de büyük olasılıkla Flaviuslar döneminde yapılmıştır.
Erken Bizans döneminde kent,tapınağın yerine,en büyük agoranın hemen doğusundaki kiliselerin yapımına tanıklık etmiştir.Kent,tepe yamaçlarına inşa edilen ve Roma dönemine tarihlenen mezarlarla çevrilidir.Bunların en büyüğü M.S.2.yüzyılın ikinci yarısında Licinnia Flavilla tarafından yaptırılan heroondur.Bu anıt mezarda I.Flavilla’nın ailesinin soyağacını veren bir yazıt yer almaktadır.
MYLASA (Milas) : Stephanos Byzantinos,Ethnica adlı eserinde,Mylasa’nın adını,Sisyphos Aiolos torunu Khyrsaor oğlu Mylassos’tan aldığını yazar.M.Ö. 446’da Perslerin hakimiyetinden kurtularak Attika-Delos Deniz Birliğine dahil olunur.M.Ö.334’de Asya seferine çıkan Büyük İskender,Güneybatı Anadolu’yu ve dolayısıyla Milas’ı da almış,fakat hemen sonra elde ettiği toprakları Karia Kraliçesi Ada’ya vermiştir.M.Ö.189’da Suriye Hükümdarı Antiochos,Roma’ya yenildiği zaman Rodoslulara Mylasa dışındaki bir çok Karia kentini bırakmak zorunda kalmıştır.Mylasa M.Ö.143’de bir sınıf anlaşmazlığına hakemlik etmiş ve bu tarihten sonra Roma valileri’nin başkanlık ettiği mahkemelerin merkezi haline gelmiştir.
Son Bergama Kralı III.Attalos ülkeyi M.Ö.129’da Roma’ya vasiyet yoluyla bağışlayınca, Milas da Asya eyaletleri içinde Roma’ya bağlanmıştır.Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan Milas,13.yüzyılda Türklerin eline geçmiş ve 1392 yılında Menteşoğulları’nın yönetim merkezi olmuştur.
LABRANDA : Zeus Labrandos’un kutsal alanı olan Labranda,Muğla ili,Milas ilçesi’nin 14 km. kuzeybatısında yer alır. Antikçağ’da “Kutsal Yol” ile Mylasa’ya bağlantılıydı.En eski buluntular yaklaşık M.Ö.5.yüzyıla ait olup,kutsal alan ,sonradan tapınak terası olarak kullanılan küçük suni bir düzlükten oluşmaktadır.Bölgedeki araştırmalar sırasında bulunan bir yazıtta,M.Ö.497 yılında kutsal alanda bir savaş yapıldığı ve Karia ordusunun müttefikleri Miletlilerle birlikte Pers ordusuna yenildikleri anlatılmaktadır.
Heredot,Labranda’da bir Zeus Stratios Tapınağı’ndan söz etmektedir.M.Ö.4.yüzyıl tapınağın en önemli dönemi olup,Maussolos ve İdrieus zamanlarında yapılmıştır.Hiero’nun yani yani kutsal alanın planlamasını sağlayan Maussolos’tur.Yapıların çoğu onun döneminde inşa edilmiş veya inşasına başlanmıştır.Kuzey ana stoa,ek yapıları ve terası ile birlikte Andron B, tapınağının batısındaki yapı,doğudaki geniş merdiven ile saray olarak tanımlanabilecek büyük yapılar Maussolos döneminde yapılmıştır.İon düzenli tapınak II.Teras evi II.güney yönündeki teraslı Andron A,kuyulu ev stoası,doğu propylaia(kapı),Dor düzenli ev,güney kapısı ve ek yapılar ise İdrieus döneminde yapılmıştır.
Andron A ve B,kral ailesine ayrılmış megaron tipinde saraylardır.Teras evlerin rahiplere ayrılmış olduğu düşünülmektedir.Labranda’daki geri kalan yapılar Roma dönemine aittir.Bu yapılar Andron C,teraslı ve kuyulu ev,doğu hamamları,Dor düzenindeki evin restore edilmiş bölümleri,batı stoası ve buna bitişik terslar ve güney hamamlarıdır.
HERAKLEİA (Kapıkırı) : Herakleia antik kenti Muğla ili sınırları içerisinde,bugünkü Kapıkırı köyü içerisinde kalmaktadır.Antikçağ’da kentin kıyısında kurulduğu Ege Denizi’nin bir uzantısı olan Latmos Körfezi,Menderes nehri’nin getirdiği alüvyonlarla dolması sonucu bugünkü Bafa Gölü’ne dönüşmüştür.Adını ünlü mitoloji kahramanı Herakles’ten alan kent, M.Ö.8.yüzyılda,Persler zamanında,Karia Satrabı Maussolos’un eline geçmiştir.İskender’in Asya seferi sonrası,önce İskender İmparatorluğu’nun,daha sonra Seleukosların egemenliği altına giren kent,M.Ö.1. yüzyılda denizle ilişkisinin kesilmesi üzerine eski önemini kaybetmiş,ulaşımındaki güçlük nedeniyle,Hıristiyan keşişlerin gizlenme yeri olarak kullanılmıştır.
Engebeli ve kayalık bir arazi üzerine kurulu antik kentin etrafı,65 kule ile takviye edilen 6,5 km. uzunluğunda bir sur ile çevrilmiştir.Düzgün dikdörtgen ve kare taş işçiliği gösteren sur duvarları Helenistik dönemde yapılmıştır.Hippodamik kent planına göre iskan edilen Herakleia,birbirini dik kesen ızgara biçimli parsel ve sokak planının iyi uygulandığı örneklerden birisidir.Antik kentten günümüzde Athena Tapınağı,agora,bouleuterion ve tiyatro kalıntıları görülebilmektedir.
Bafa Gölü içerisinde yer alan adacıklarda ve Latmos Dağı kayalıklarında toplam 13 manastır vardır.Yapılan araştırmalara göre,bölgedeki ilk manastır,Sina yarımadası ve Yunanistan’dan gelen rahipler tarafından M.S.7.yüzyılda inşa edilmiştir.Korunmaları için,Bizans döneminde Bafa Gölü kenarına bir kale inşa edilen bu manastırların en ünlüleri,Yediler,Stylos,Soteros, Menet Adası,İkizce Adalar ve Kahve Aşar Adası manastırlarıdır.Ayrıca manastırlar etrafına yayılmış,keşişlerin tek başına yaşadığı pek çok mağara ve çilehane vardır.Bunlardan manastırlara yakın olanların tavanları ve duvarları zengin freskler ile süslenmiş olup,bu freskler İsa’nın hayatını,Meryem’i ve azizleri tasvir eder.
HALİKARNASSOS ( Bodrum) : Dor Birliği’nin altı üyesinden biri olan Halikarnassos ve yörenin yerli halkı Lelegler ve Karialılardır.Müsgebi ve Çömlekçide ortaya çıkan mezar ve buluntuları bölgede Miken kültürü ile çağdaş bir yerleşim olduğ
|