
ÇIKARILMAYI BEKLEYEN MADENLER NEYİ NEDEN BEKLİYOR.
MADENLERİMİZ İŞTAH KABARTIYOR
"Bir ülkenin en önemli varlıkları yeraltı ve yerüstü kaynaklarıdır ve bu kaynakları iyi kullanan ülkeler, gelişirler, zengin olurlar veya en azından başka ülkelere muhtaç olmazlar."Birkaç yüz yıl geriye baktığımızda da, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını iyi değerlendiren ülkelerin geliştiklerini ve bugün dünyaya egemen olduklarını görüyoruz. Yeraltı kaynakları denildiğinde, ülkelerin maden kaynakları anlaşılmaktadır. Madenlerin yeraltından çıkarılarak ekonomiye kazandırılması, emek-yoğun iş olması açısından bir çok kişiye iş imkanı ve ülke ekonomisine de önemli girdiler sağlamaktadır. Asıl olan ise, yeraltından çıkarılan madenlerin işlenerek nihai ürünlere dönüştürülmesi ve ülkeye yeni iş olanakları açılmasının yanında, katma değerinin de arttırılmasıdır.
Başta Bor Madeni olmak üzere, Toryum,Uranyum, Bakır, Linyit, Taş Kömürü, Demir, Manganez, Fosfat, Kükürt, Potasyum, Pirit, Krom, Manyezit, Kurşun, Civa, Antimuan, Volfram, Jips, Boksit, Kaolen, Kil, Bentonit, Feldspat, Talk, Kuvars, Kalsit, Pomza, Perlit, Barit, Zeolit, Trona, Tuz, Grafit, Asbest, Mika, Dolomit, Mermer, Molibden, Çinko, Petrol, Gümüş ve Altın gibi birçok zengin madenlere sahip olan Türkiye, bu madenlerin birçoğunu ya bürokratik zorluklar yüzünden yada uluslar arası maden şirketlerinin engellemesi yüzünden değerlendirememektedir. Başta Toryum, Uranyum, Molibden, Fosfat, Zeolit, Petrol ve Altın madenleri uluslar arası şirketlerin baskısı sonucu çıkartılamamaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, dünyanın en büyük rezervine sahip olduğumuz Zeolit madeni, geleceğin petrolu olarak gösterilen Bor Madeninin alternatifidir. Ancak, Zeolit madenimize uluslar arası şirketlerin baskısı sonucu bir kazma dahi vurulamamaktadır. (Bu bilgi eski Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel tarafından verilmiştir.)
Dünyanın en zengin yer altı kaynaklarına sahip olan ülkemizin bu kaynaklardan yeterince faydalanamamasının altında yatan nedenleri bir kenara bırakarak, Şu andan itibaren Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kurtuluşunun öncelikli basamağının yer altı kaynaklarımızın, ekonomimize kazandırmak olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
MTA'YI KİM(LER)YÖNETİYOR?
Hükümetlerin belini büken iç ve dış borçların ödenmesi için gereken kaynak, Türkiye’nin Altın Madenlerini değerlendirmekle giderilir. Ancak bunun için madencilikten sorumlu olan MTA’nın revizyondan ve soruşturmadan geçirilmesi gerekir. MTA verilerine göre Türkiye’de 8 yerde altın madeni var.
•Bu madenlerden elde edilecek altın miktarı ise 287 ton’dur. Ancak, yaptığımız uzun araştırmalar neticesi; Türkiye’nin 81 yerinde Altın madeni tespit ettik. Bu yataklarda tam 1.2 milyar ton altın rezervi var. Bu rezervlerden elde edilecek metal altın miktarı ise en az 12.000 ton. Bu bilgiler Türkiye’de imtiyaz hakkı elde etmiş olan uluslar arası şirketlerin resmi raporlarından alınmıştır.
•Örneğin; Uşak ili Eşme-Kışladağ proje alanında arama çalışmaları yapan Eldorado şirketi, tek bir ocakta 137 ton metal altın bulunduğunu, tüm yatakta ise 10-12 milyon onsluk, 300-370 ton metal altın çıkarılacağını, bunun da dünyanın işletmeye alınmamış en büyük altın yatağı olduğunu resmi belgelerine koyarak dünya kamuoyuna açıkladı.
Bu gerçeklerin ışığında, Dış ve iç borçlar, enflasyon, işsizlik, bölgeler arası uçurum, istihdam çaresizliği, dışa bağımlılık, göç, açlık ve fakirlik gibi sorunları, en kısa zamanda önleyerek, önümüzdeki 10 yıl içinde tüm bu sıkıntılarını gidermiş ve fert başına düşen GSMH’nın 10 bin Doların üstüne çıkmış bir Türkiye hayal değildir.
Ülkelerin yeraltı zenginlikleri olan maden yataklarının mevcudiyeti, sadece ve sadece, sistematik olarak yapılan aramalarla saptanabilir. 1960'ların sonunda rezervi 15 yıl olarak saptanan Ergani bakır madeni, sürekli yapılan aramalar sonucunda, hala
üretimini sürdürmektedir. Diğer taraftan, cevher arama çalışmalarının yeterince yapılmaması nedeniyle, Divriği Demir madeninin "bilinen" rezervinin en fazla beş sene içinde tükeneceği de bir gerçektir. 1960'larda bulunan bor tuzu yatakları dışında, Türkiye'de son 35 yıl içinde dikkate değer herhangi bir madencilik yatırımı yapılmamıştır. Son on beş yıl içinde bulunan Beypazarı'ndaki Trona yatakları, dünyanın ABD'den sonraki ikinci büyük rezervi olmasına rağmen, uzun yıllardır işletmeye alınmamıştır. 1980'li yıllarda önem kazanan altın madencilik aramaları tüm dünyada önemli rezervlerin bulunmasını sağlamış ve 1985 yılından sonra Türkiye'de de, önceleri bilinmeyen, önemli altın rezervlerinin bulunduğu saptanmıştır.
Dünya’da rezervin saptanmasından sonraki üç yıl içinde işletilmeye başlanan altın madenleri, Yılda 200 tona yakın altın ithal eden Türkiye’de ise bulunmalarının üzerinden 10 yıla yakın zaman geçmesine rağmen işletilememektedir. Altın madenleri, görünürde" çevrecilik nedenlerinden dolayı, işletmeye alınamamaktadır.Yapılan madencilik çalışmalarına çevresel nedenlerden karşı çıkma o mertebelere ulaşmıştır ki, Kilyos'taki kum ocakları çalıştırılamamakta ve hızla gelişmekte olan Türk Cam Sanayi, Bulgaristan'dan benzer çevre koşullarındaki ocaklardan çıkarılan ithal kumu işlemek zorunda kalmaktadır. Doğal kaynaklarından yararlanmaksızın Türkiye'nin kalkınmasını sürdürmesi mümkün değildir. ....