PeopLe
Mesaj Sayısı: 502
Tecrübe Puanı: 1671
|
İLK ÇAĞ DÖNEMİ Ateşin bulunmasından önce, Sakarya Irmagın'ndan, Porsuk Irmagı'na kadar uzanan bölgede verimli ve ıssız topraklar vardı. Ateþin bulunmasýndan sonra insanlar, bu verimli ve zengin minerallerle dolu topraklara gelip yerleþtiler. Yaþam, ilk önce maðaralarda, daha sonra mermerden yapýlan evlerle oluþturulan kasabalarda sürdü.
Geçen zaman içinde, insanlar sulak araziyi iþleyerek, yaþanacak þekilde düzenlediler ve burada çoðaldýlar. Ancak bereketsiz topraklarda yaþayan diðer kavimler, yöreye doðru göç etmeye baþladýlar. Amaçlarý Sakarya'dan, Porsuk'a uzanan bu verimli topraklara ortak olacak bir yaþam kurmaktý. Bölgede barýþ içinde yaþayan insanlar, ilk defa saldýrganlýk ve savaþla tanýþtýlar. Yüzlerce, binlerce yýl savaþtýlar...
Zamanla hem dünya, hem de insanlýk deðiþti ve bölgede savaþ sona erdi. Gelecek için barýþ saðlandý. Ancak göç edenlerin sadece toprak ve su kullanmalarýna izin verildi. Bu varlýk mücadelesinde yeni olanaklar yaratýldý, keþifler yapýldý. Zengin maden kaynaklarý, atölyeler ve küçük fabrikalar kuruldu, kasabalar, köyler oluþturuldu. Ýlk insanlarýn, günümüzden çok önce, bu bölgeye gelerek topraklarýn verimliliðinden ve zengin kaynaklardan yararlanmalarý sonucunda, kýsa sürede geliþerek þehirleþmesinden dolayý bu bölge, ESKÝÞEHÝR adýný almýþtýr.
Eskiþehir'in çevresindeki geniþ alaný dolaþacak olursanýz, insanlýðýn ilk çaðlarýna ait bazý eserlerle karþýlaþýrsýnýz. Eskiþehir topraklarý, Taþ Devri' nden günümüze kadar binlerce kültürü yaþatmýþtýr. M.Ö.4000 yýllarýnda Eskiþehir, nüfusun en yoðun olduðu bölge olarak kabul edilmiþtir. Yapýlan araþtýrmalarda, kasaba ve þehirler bulunmuþtur. Ayrýca Asurlu tüccarlarýn ticaret hayatýný canlandýrdýklarý bir merkez olmuþtur.
Eskiþehir, Frigya'nýn batý sýnýrý içindedir. Bu nedenle Frig Çaðý, Eskiþehir'in tarihinde önemli bir yer tutar.
Tüm çaðlarýn en zengin Kralý Hititler, M.Ö. 14. yüzyýlda Eskiþehir merkezli büyük bir devlet kurmuþlardýr. M.Ö. 12. yüzyýlda Frigya Kralý, 600 yýl süren hükümdarlýðýný ilan etmiþtir.
Tüm çaðlarýn en zengin kralý kimdir? Frigya Kralý Midas... Bugün Eskiþehir'in merkezi olarak bilinen yerin kralý, Midas'tý. Midas'ýn tarihte ilk görünüþü, M.Ö. 700'lü yýllarda Delhi Mabet'ine hükümdarlýk yapmasýyla baþlar. Midas, Yunan Kralý Agamemnon'un kýzýyla evlenir. Ardýndan uzak bölgelerdeki ticareti yönlendirmekle görevlendirilir. Böylece güçlenmeye ve zenginleþmeye baþlar. Silenus'un (Baküs'ün üvey babasý) ganimetlerini ele geçirir. Bunun üzerine tanrýlar tarafýndan "dokunduðu her þeyin altýna dönüþmesiyle" cezalandýrýlýr. Önceleri Midas çok mutludur, ancak mutluluðu uzun sürmez. Ýlk olarak açlýkla karþý karþýya kalýr, çünkü dokunduðu her þey altýna dönüþmektedir. Ama en büyük üzüntüyü, çok sevdiði kýzýna sarýldýðýnda, onun güzel bir altýn külçesine dönüþmesiyle yaþar. Bu olay, onun içinde bulunduðu dehþet verici durumu daha iyi anlamasýný saðlar. Büyük bir piþmanlýkla tanrýlardan yardým diler. Onun bu yalvarýþlarýný duyan tanrýlardan Dionysus, Midas'ý bu lanetten kurtarmak için kendisine ait olan Pantolus Irmaðý'nda yüzmesine ve güneþlenmesine izin verir. O andan itibaren Pantolus Irmaðý'nýn alüvyonlarý altýn olur. Fakat Midas'ýn bu ýrmaðýn neresinde yýkandýðý bilinmemektedir. Burasý henüz keþfedilmemiþtir. Ancak Kral Midas tüm zamanlarýn en zengin kralý olarak tarihteki yerini alýr...
Midas hakkýnda halk arasýnda oldukça yaygýn ikinci bir söylence bulunmaktadýr: Buna göre Midas'a, Tanrý Apollo ve Satyr Marsyas (Silenus) arasýnda düzenlenecek müzik yarýþmasýnda jüri üyesi olmasý teklif edilir. Midas, Satyr ve Apollo tarafýndan sürekli tehdit edilir. Yarýþma sonunda Midas, kararýný adaletli bir krala yakýþýr þekilde verir. Sonuçta Apollo yarýþmayý kaybeder, çok öfkelenir ve Midas'ýn kulaklarýný "eþek kulaðýna" çevirir. Midas, kulaklarýný bir þapkanýn altýnda herkesten gizler. Fakat sonunda berberi görür ve Midas'ýn isteði üzerine bu sýrrý saklayacaðýna yemin eder. Ancak bir süre sonra berber bu sýrrý içinde tutamaz ve sazlýklara haykýrýr. Rüzgarda sallanan sazlýklardan "Midas'ýn kulaklarý eþek kulaðýdýr", sesleri duyulur. Böylece herkes Midas'ýn sýrrýný öðrenir. Bu trajedi, Apollo'nun Midas'ý affetmesiyle son bulur. Apollo Midas'a eski kulaklarýný geri verir. Böylece Midas, tarihin en popüler kralý olur.
Çaðdaþ Türk piyesi yazarlarýndan Güngör Dilmen, bu hikayeyi "Midas'ýn Kulaklarý" adý altýnda oyun haline getirmiþtir. Ayrýca, Ferit Tuzun tarafýndan ayný konuda "Kral Midas Operasý" bestelenmiþtir. Kral Midas, Eskiþehir yöresinde ve Türkiye'de olduðu kadar, diðer ülkelerde de çok ünlüdür.
Arkeolojik araþtýrmalar, yöredeki ilk yerleþimin M.Ö. 3500 yýllarýnda, Þarhöyük çevresinde yoðunlaþtýðýný göstermektedir. Kalkolitik ve Bakýr Çaðlarýnda (M.Ö. 3500-2500) nüfusun en yoðun olduðu bölgeler Porsuk-Seydi Su ve Sarýsu Çaylarýnýn kenarlarý olarak belirlenmiþtir. Demirci Höyük'teki buluntular Eskiþehir çevresinde tarih öncesi yerleþimin ve kültürün Erken Kalkolitik (M.Ö. 5500) Çaðý'nda baþladýðýný göstermektedir. Pek çok Anadolu Efsanesi Frigya'yý madenciliðin beþiði olarak gösteren kanýtlardýr. Ayrýca Midas Þehri'nde (Yazýlýkaya) yapýlan diðer Kazýlarda, yüzlerce yeni höyük tespit edilerek, bölgenin ilk çaðlardan bu yana yaygýn bir kültüre sahip olduðu saptanmýþtýr.
Yazýlýkaya'da yapýlan kazýlarda tespit edilen höyüklerin büyük bir kýsmýnda Hitit Çaðýna ait kültür belgeleri bulunmuþtur. M.Ö. 1200 yýllarýnda, Anadolu'daki Hitit egemenliðine son vererek, geniþ bir alana yayýlan Frigler, Eskiþehir Ovasý, Sakarya Plehri kollarý ile Ankara'nýn doðu ve batý bölümlerini kapsayan bir krallýk kurmuþlardýr. Merkezi, Polatlý yakýnýndaki Gordion olan bu krallýðýn, güçlü bir siyasi yapýsý olduðu görülmektedir. Bu tarihlerde kurulan Pessinus (Ballýhisar), Midaeum (Karahöyük), Dorylaeum (Eskiþehir), Yazýlýkaya (Midas) þehri gibi Frig þehirleri de Eskiþehir'in il sýnýrlarý içindedir. Frigya tarihinin en bilinen krallarý, Gordion ve Midas'týr. Kral Midas, Frigya Ýmparatorluðu'nu kurmuþ ancak bu imparatorluk kýsa ömürlü olmuþtur. (M.Ö. 725-675)
Kafkasya üstünden gelen Kimmerler, 7. yüzyýlýn ilk yarýsýnda, Frigya egemenliðine son vermiþtir. Frig Çaðý'ndaki bu þehirler, Kimmer istilalarý sýrasýnda yakýlýp yýkýldýktan sonra, gücünü arttýrmýþ olan Lidya Kralý Kroizos'un egemenliði altýna girmiþtir. Tarihçilere göre Midas, Kimmer akýnýna karþý koyamadýðý için kendini öldürmüþtür (M.Ö. 546-333).
Büyük Ýskender'in, Anadolu'ya girdikten sonra, Gronikos Savaþý'nda (M.Ö. 334) zafer kazanmasýyla, Frigya bu kez de Büyük Ýskender'in egemenliði altýna girdi. Ýskender, önce Pessinus ve Gordion'u ele geçirdi. Ayný zamanda Frigya'ya Helenizm Çaðý ve kültürü taþýnmýþ oldu. Bu arada Frigya'ya Grekler yerleþtiler. Pessinus'ta yapýlan kazýlarda Frig Tanrýçasý Kibele'ye ithaf edilen mabed, tiyatro ve bir çok mimari yapý ortaya çýkartýlmýþtýr. Frigler'in dini, Anadolu'nun çok eski bir tapýmý olan Ana Tanrýça Kibele'ye baðlýdýr.
Büyük Ýskender'in ölümünden sonra Frigya, Galatlar'ýn sürekli akýnlarýna uðramýþtýr. Ardýndan Romalýlarýn idaresine geçmiþtir. En parlak dönemini ise, Romalýlarýn egemenliði altýnda olduðu yýllarda yaþamýþtýr.
Eskiþehir'in güneybatýsýna giderseniz, Midas þehrine, bugünkü adýyla YAZILIKAYA'ya ulaþýrsýnýz. Buradaki kalýntýlar, ilginizi ve hayranlýðýnýzý eski medeniyetler üzerine toplayacaktýr.
Midas Kenti: Yazýlýkaya Yazýlýkaya'nýn Eskiþehir'e uzaklýðý 80 km kadardýr. Bu köye, Eskiþehir'in güneydoðusundaki Çifteler Ýlçesi'nden gidilebilir. Buradan ayrýlan yol Mecidiye, Bardakçý, Karaaðaç ve Kayý üzerinden Yazýlýkaya'ya ulaþýr. Ayrýca Seyitgazi ve Afyonkarahisar ya da Emirdað üzerinden de Yazýlýkaya'ya gidilebilir.
Yüksekliði 1315 metre olan Yazýlýkaya Köyü'nün kuzeyinde Eskiþehir, batýsýnda Kütahya, güneyinde Afyonkarahisar ve kuzeydoðusunda Seyitgazi bulunmaktadýr. Yeri tam olarak "Frigya Yaylasý" üzerindedir. Yüksekliði batýda, bazý yerlerde Türkmen Daðý'na ulaþýr. Bu yükselti nedeniyle havasý oldukça temizdir ve Frigya devrinde "Phrygia Salutaris" ya da "Saðlýklý Frigya" adýyla anýlmýþtýr.
Yazýlýkaya Köyü, Akropol'ün eteðinde kurulmuþtur. Köyün üstündeki büyük Midas Anýtý, ilk bakýþta göze çarpar. Midas Anýtý özellikle Frigya tarihi bakýmýndan oldukça önemlidir. Ancak 19. yüzyýla deðin bu anýttan fazla söz edilmemiþtir. Ýlk olarak, 1800'lü yýllarda buradan geçen Ýngiliz subayý W.M. Leake tarafýndan keþfedilmiþtir. Eskiþehir üstünden Seyitgazi'ye, oradan da Hüsrev Paþa'ya ulaþtýklarýnda, Kayaya oyulmuþ, üstü yazýlý anýtlarý gördüðünü belirtmektedir. Daha sonra tekrar gelerek anýtlarýn üzerindeki yazýtlarý inceler ve yazýtlarda "Midas" adýný gördüðü için anýta "Midas'ýn Mezarý" adýný verir. Bu gezi notlarýný W. Leake 1824 yýlýnda yayýnlar. Onun ardýndan Charles Texier bölgeye gelerek üç kaya yüzeyini ve yazýtlarý kopya ederek, bu konudaki ilk gerçeðe uygun bilgileri yayýnlar. 19. yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra Anadolu'daki arkeolojik anýtlar üzerinde yapýlan incelemeler artar. 1886 ve 1893 yýllarý arasýnda bu bölgeye gelmiþ olan arkeolog Radet, Midas anýtýnýn hemen altýndaki yere Yazýlýkaya Köyü'nün kurulmuþ olduðunu bulur.
Bugün de görüleceði gibi Yazýlýkaya Köyü'nün hemen üstünde antik þehir Akropol'ün kuzeydoðu cephesinde, püskürük bir kaya üzerinde Midas Anýtý, Akropol'ü çevreleyen sur duvarlarý, yeraltý merdivenleri, mezarlar, sunaklar, bitmemiþ anýt ve çeþme bulunur.
Midas Anýtý tüf üstüne oyulmuþ, yaklaþýk 400 m2'lik bir alaný kapsayan dikdörtgen þeklinde Frig sanatýnýn özelliklerini taþýyan, geometrik meandr motifleriyle süslü bir yüzeydir.
Anýt, fazla tahrip olmadan günümüze kadar gelmiþtir, ancak anýtýn alýnlýk bölümünde yaklaþýk 2 m. geniþliðinde bir çatlak bulunmaktadýr. Anýtýn ortasýnda yüzeyin mihveri üzerinde 5.5 metre geniþliðinde ve 1,44 m. derinliðinde bir girinti (niþ) yer alýr. Anýtýn ortasýndaki bu girintiden dolayý bir mezar anýtý olduðu düþünülmüþtür. Ancak bir mezar olacak büyüklükte de deðildir. Midas Anýtý, Frigya'daki diðer kaya anýtlarý gibi, Kibele (Ana Tanrýça) heykeli koymak amacýyla yapýlmýþtýr. Prof. A. Gabriel burada büyük bir olasýlýkla bronz bir heykel bulunduðunu ve bunun yine metal tutturucularla kayaya tespit edilmiþ olduðunu ileri sürer. Daha sonraki çaðlarda (Hristiyanlýk Çaðý'nda) bu heykel çalýnmýþ ve þimdiye kadar izine rastlanmamýþtýr. Anýtýn üzerinde henüz çözülmemiþ üç yazýt bulunur.
Yazýlýkaya üzerindeki Frig yazýsý, M.Ö. 6. yüzyýlda Örekliler tarafýndan terk edilen eski Arkaik Grek yazýsýný andýrmaktadýr
Küçük Yazýlýkaya Midas Anýtý'nýn 210 metre güneybatýsýnda, kaya üzerine iþlenmiþ ikinci bir anýttýr. Anýtýn üst kýsmý oyulmuþ, fakat alt kýsmý iþlenilmeden býrakýlmýþtýr. Küçük Yazýlýkaya Anýtý ile Midas Anýtý arasýnda oldukça benzer yanlar bulunmaktadýr. Anýtýn üst kýsmýndaki alýnlýk iyi durumdadýr. Çam kozalaklarý ve palmet motifleriyle süslenmiþtir. Yüksekliði geniþliðinden azdýr. Anýtýn dip kýsmýnda dikdörtgen þeklinde iki girinti bulunmaktadýr. Bu girintilerin üzerinde ancak gün ýþýðýnda seçilebilen, hayvan baþýna benzer figürler göze çarpmaktadýr.
Yazýsý tam olarak çözümlenemediði için bütün gizini saklayan, Midas Yazýlýkayasý, bugün Eskiþehir merkezine yaklaþýk iki saat uzaklýktadýr. Güç koþullara karþýn buraya gelen araþtýrmacýlar, arkeologlar ve kazý heyetleri; resimler, fotoðraflar, yazýlar ile bu ölümsüz anýtlarý dünyaya tanýtmýþlardýr. Bu büyük hazineyi benimsemek ve korumak Eskiþehirliler'in en kutsal görevlerinden biri olmalýdýr.
Dorylaion Antik Çað' da, bu bölgede Latince "Dorylaeum" ya da Grekçe "Dorylaion" adýyla ünlenen bir kent bulunmaktaydý. Bugün Eskiþehir'de, Antik Dorylaion olabilecek üç ayrý yerin varlýðýndan söz edilir. Bunlardan biri Karacaþehir, diðeri Þarhöyük ve Yukarýmahalle, Hamamlar ya da Körübaþý olarak bilinen yerlerdir.
Karacaþehir, Porsuk'un sað kýyýsýnda, Eskiþehir'in 8 km güneybatýsýnda bulunmaktadýr. Þarhöyük, Eskiþehir'in kuzeyinde Bozdað' m önündeki bir ovadan 12 m. kadar yüksekliktedir. "Þar" sözcüðünün anlamý ise " þehir " dir.
Üçüncü konum, endüstrileþmeden önceki çýplak Eskiþehir olarak adlandýrabileceðimiz, Porsuk suyunun iki kýyýsýnda kurulan þehirdir. Bu bölge M.S. 395 yýlýnda Bizanslýlarýn egemenliði altýnda bulunan ve nüfusun yoðun olduðu merkezlerden oluþan bir þehirdir.
19. yy.'in sonlarýnda Eskiþehir'de yapýlan inceleme ve araþtýrmalarýn sonucunda M.S.3. yüzyýla yani Augustus Çaðý' n-dan Caracalla Çaðý' na kadar uzanan ve Dorylaion hakkýnda bilgi veren bazý yazýtlar bulunmuþtur. Bu yazýtlardan, 1893'te Eskiþehir'de Hacý Mahmut Bey Han'ýnda bulunan bir heykel kaidesinin üzerinde þehrin kurucusu "Erythrai'lý Dorylaous" adý geçmektedir. Þarhöyük'te çýkarýlan baþka bir yazýt ise "Herakles soyundan Akamantýon Dorylaos"a ithaf edilmiþtir.
Akamas, Yunan mitolojisinde söz konusu Kral Theseus'un oðludur. Anadolu'da ve özellikle Frigya'da pek çok þehrin kurucusudur. Kahraman olarak adlandýrýlmaktadýr.
Dorylaeum kentindeki yazýtlara göre, kurucu olarak, Akamas ile birlikte Dorylaos'un adý da geçmektedir. Bu isimlerin M.S. 2. y.y'a ait yazýtlarda geçmesi araþtýrmacýlarýn bu konuda bazý farklý yorumlarda bulunmasýna neden olmaktadýr. Antonin'ler Çaðý'nda, Roma þehirlerinde, eski Helen geleneklerini yaþatmak ve Yunan epik þiirlerinde söz konusu efsanevi kahramanlarýn adlarýný, þehir adlarýyla beraber anma özelliði, bu yorumlarýn en önemlilerinden biridir.
Günümüzde olduðu gibi Roma Çaðý'nda da terhis tezkeresi üzerinde askerin memleketinin adý yazýlýdýr. Asker Attikos, "Akamantia Doryeo"Iudur. Yani Anadolu'daki Dorylaion þehrinden... Arkeolojik araþtýrmalarýn, nerelerden neler çýkardýðýný, ülkeler ve çaðlar arasýnda nasýl baðlantýlar kurduðunu göstermesi bakýmýndan, bu Dobruca terhis tezkeresi gerçekten ilginç bir belgedir.
1893 yýlý araþtýrma sonuçlarýna göre, bu yörede en çok adak adanan ve saygý gösterilen tanrý, Zeus'tur (Göðü gürleten Zeus). Yabancý tanrý ve tanrýçalar olarak "Jüpiter Capitolinus" adýna düzenlenen belgeler bulunmuþtur. Yine bir adak taþý üzerinde, Suriye'li Ana Tannça'nýn adý geçmektedir. En büyük tanrý yazýtýnýn, Yahudi ya da Bizans tapýnýmlarýna ait olduðu konusunda kesin bir bilgi yoktur.
Ayrýca yörede Frigyalýlar'ýn dinsel kurumlarý olan Bennos ile ilgili bir takým belgeler de bulunmuþtur.
Bu bölge, artýk çok sayýdaki ünlü hamamlarý ve sýcak mineral sularý ile insanlarýn günlük streslerinden uzaklaþmalarýna yardýmcý olan bir dinlence merkezi durumundadýr. Eðer siz de, streslerinizden uzaklaþmak ve þifa bulmak istiyorsanýz bu sularda biraz dinlenebilir, hatta bir zamanlar bu sularda yýkanan Bizans Ýmparatoru Justinian'm anýlarýný da, sýcak su buharýyla birlikte içinize çekebilirsiniz.
Kimler bu sularda yýkanmadý ki?.. 13. yüzyýlda küçük bir imparatorluðun baþý olan ve daha sonra Eskiþehir ve Anadolu'da tarihe yeni bir sayfa açan Osman Bey de bu sularda yýkanan tarihî isimlerden biridir. Özellikle onun döneminde Eskiþehir, mineral sulan ve hamamlarýyla tanýnan, önemli bir yerleþim merkezi, Anadolu kasabasý haline gelmiþtir.
Pessinus Eski çaðlarýn ünlü kenti Pessinus'un kalýntýlarý Sivrihisar yakýnýnda, Ankara-Eskiþehir karayolu üzerinde, bugünkü Ballýhisar yöresinde bulunmaktadýr. Burasý Hititler tarafýndan Kubebe ya da Kubaba olarak söz edilen "Tanrýlarýn Anasý" Kibele'nin, ünlü tapýnaðýnýn bulunduðu Frigya Devleti'ne aitti. Kibele, Kybele, Kübele ya da Fransýzca yazýmý Cybele'nin ve Türkçe'de okunuþu Sibel'dir. Diðer isimleri ise; Dindymene, Agdistis veya Magna Mater'dir. Ana Tanrýça'nýn heykeli, bir inanýþa göre, gökten düþen siyah bir taþtýr. Bu nedenle "Kara Taþ" adýyla da anýlýr.
Pessinus, zamanýn en büyük ticaret merkeziydi. Bu devirde rahipler ayný zamanda hükümdardý. Pessinus, daha sonraki yýllarda ticaret merkezi olarak, varlýðýný sürdürmesine raðmen rahiplerin yetkileri oldukça azaldý. Tarih dönemleri içinde Pessinus, diðer Frigya kentleri gibi Lidya ve Pers egemenlikleri altýnda kaldý. Helenizm Çaðý'nda bu bölgeyi istila eden Galatlar, Pessinus' u baþkentleri konumuna getirdiler.
Bergama Krallýðý döneminde, rahipler tarafýndan yönetilen baðýmsýz bir prenslik olan Pessinus,Roma ile Kartaca arasýnda süren Pun savaþlarý sýrasýnda oldukça zarar gördü.
M.Ö. 205 yýlýnda Roma Senatosu, Pun Savaþlarý'nýn sonucunu öðrenmek için Sibil kehanet kitaplarýna baþvururdu. Kehanete göre; düþmaný Roma topraklarýndan çýkarmak için, Ana Tanrýça Kibele'yi Roma'ya getirmek gerekmektedir. Bunun üzerine Roma Senatosu, Bergama Kralý Attolos'a elçiler göndererek Ana Tanrýça'yý Roma'ya getirtir. Ana Tanrýça, Patinus Tepesi'ne yerleþtirilir. 12 yýl sonra kendisi için burada özel bir tapýnak yaptýrýlýr. Ayrýca her yýl, nisan ayýnýn altýncý günü Frigyalý bir tanrýçayý ve tanrýyý kentte gezdirerek, halktan sadaka toplarlar. 204 yýlýnda Kartacahlar'a karþý büyük zaferler kazanýlýr ve 203 yýlýnda kesin zaferle savaþ noktalanýr.
Pessinus,Bergama Krallýðý döneminde en parlak devrini yaþamýþtýr. Ayrýca yine bu dönemde, günümüze kadar ulaþan tapýnak ve sanat eserleri oluþturulmuþtur.
Ana Tanrýça Kibele Ana Tanrýça Kibele, ismini, Kybelon Daðý'ndan almýþtýr. Ana Tanrýça hakkýnda pek çok efsane bulunmaktadýr. Bunlardan biri de þöyledir:
"Ana Tanrýça, Pessinus yakýnlarýnda koyunlarýný otlatan, Ates ya da Attis adýndaki bir delikanlýya aþýk olur. Attis, Tanrýça uðruna, bir kaya üzerinde erkekliðini kurban eder ve bunun sonucunda ölür. Ancak ilkbaharda Kibele'nin gözyaþlarýyla tekrar dirilir. Bu yeniden diriliþi yaþatmak için, kendileri de hadým olan Pessinus Tapýnaðý rahipleri Galloslar büyük tören düzenlerler. 22 Mart'ta, Atis'in altýnda erkekliðini feda ettiði çam aðacýndan kesilmiþ bir dalý, tapýnaða getirirler. Bütün dindaþlar ve rahipler, matem içinde göðüslerini döverler, çam kozalaklarý ile her yerlerini kanatýrlar. Bir yandan müzik eþliðinde Galloslar Tapýnaðýn mihrabý çevresinde kendilerini kaybedinceye kadar dönerler. Bazen, vecde gelmiþ olan biri, taþ bir býçakla, mihrabýn üstünde erkekliðini keser ve Gallos olup Ana Tanrýça ile birleþmiþ olur. 25 Mart'ta, Baþrahip "Archigallos" birdenbire bütün lambalarý yaktýrýr. Attis tekrar dirilmiþtir. Çocuklar ve genç kýzlar beyaz elbiseler giyerler. Coþkun bir bayram baþlar."
Muhteþem Gordion Porsuk Irmaðý'ndan güneye doðru inildiðinde, Porsuk ve Sakarya Irmaklarý birleþir ve sonra tekrar birbirlerinden ayrýlýr.Ýþte bu noktadaki þehir GORDION'dur.
Gordion, Frigya Devleti'nin baþkentidir ve "Ýmparator Yolu" olarak bilinen kalýntýlar üzerindeki en muhteþem duraktýr. Bu ünlü þehir, doðuyla batýyý, Persiya ile Mezopotamya'yý birbirine baðlar. Ayrýca Gordion, dünyaca ünlü Büyük Alexander ve Gordion Kralý hakkýnda sayýsýz hikayelerin anlatýldýðý þehirdir.
Arkeolojik kazýlara göre; M.Ö. 3000 yýllarýnýn sonlarýnda keþfedilen Oordion, zamanýn önemli þehirlerinden biridir. Özellikle Frigyalýlar'ýn egemenliði altýndayken, en parlak dönemini yaþamýþtýr.
Frigya Kralý' ný takip eden 600 yýl boyunca ise kötü bir dönem geçirmiþtir. Ýstilalar ve savaþla, özellikle M.Ö. 18. yy'ýn baþlarýnda yoðunlaþmýþtýr. Sýrasýyla Kimmerler, Lidler ve Persler, son olarak da Büyük Alexander'ýn egemenliði altýnda kalmýþtýr.
Büyük Alexander ve ordusu, 2300 yýl kadar önce Gordion'dan geçerek, Asya yo-unu fethetmiþtir. Ayrýca genç kral kýlýcýný vurarak, Gordion Kralý'na meydan okumuþ ve bu þehrin yönetimini kendisine býrakmasýný istemiþtir.
Büyük Alexander'ýn ölümünden sonra Gordion þehri yine büyük savaþlara sahne olmuþtur. Bunun nedeni, þehrin konumuyla ilintilidir. Anadolu'yu kontrolleri altýnda tutmak isteyen pek çok komutan, ordularýyla birlikte Gordion þehrini istila etmeye çalýþmýþtýr. Galatlar, ardýndan da M.Ö. 189 yýlýnýn sonlarýnda Romalýlar bu bölgeyi ele geçirmiþtir. Özellikle Romalýlar, Gordion þehrini yeniden restore ederek, eski parlak günlerine dönmesini saðlamýþtýr. Uzun bir süre basit bir köy olarak ayakta kalmayý baþaran Gordion, sonunda muhteþem bir þehir haline gelmiþtir.
Bugünkü Gordion ise, kalýntýlar arasýndaki zengin bilgi kaynaklarýyla ýþýklar saçan bir Anadolu tarihidir. Þehir merkezinde Frigya Krallarý ve kraliyet ailesi üyelerine ait 80 mezar bulunmaktadýr. Mezarlarýn 25 tanesinde yapýlan kazýlarda 53 m. den, 300 m. ye kadar inilmiþtir. Bu mezarlardan biri, 140 m.Iik bir tünel içindedir ve Kral Midas'a ait olduðu tahmin edilmektedir. ORTA ÇAĞ DÖNEMİ
M. S. 395 yýlýnda Roma'nýn ikiye bölünmesiyle, Frigya, Bizans topraklarý bölümünde kalmýþtýr. Eskiþehir ve çevresindeki þehirler, bu dönemde eski önemlerini yitirmiþlerdir. Sadece Pressinus ticaret yolu üzerinde bulunan Dorlion Kaplýcalarý varlýklarýný sürdürebilmiþtir. Bizans topraklarýný istila eden Arap ordularý , Eskiþehir yakýnlarýna kadar gelmiþlerdir. 708 yýlýnda Abbas Bin Velid ve 778 yýlýnda Masan Bin Kataba burayý iþgal etmiþtir.
7. yy.'ýn sonundan, 10. yy.'ýn sonuna dek 300 yýl süren Bizans-Arap Savaþlarý bazý efsane ve destanlarýn doðmasýna neden olmuþtur. Bunlardan en önemlisi Seyit Battal Gazi Destaný'dýr. Seyit Battal Gazi Destaný'nýn Bizanslýlarca uyarlanmýþ þekli "Digenis Akritas"destanýdýr.
Efsaneye göre Seyit Battal Gazi, Abbasi Halifeleri Mutasým ve Vathig zamanýnda yaþamýþtýr. Fakat dünyaya geleceði, Hz. Muhammed'e ölümünden önce Cebrail tarafýndan haber verilmiþtir. Bu yüzden peygamberin bir adamý maðarada saklanarak 200 yýl bekler. Peygamberin sözünü yerine getirir ve Seyit Gazi'nin atý Aþkar Divzade'yi kendisine verir.
Baþka bir efsaneye göre: Seyit Gazi'nin babasý Malatya Sultaný'nýn ordusunda kumandandýr. Rumlar'a karþý yaptýðý bir savaþta ölür. Seyit Battal on üç yaþýna geldiðinde bütün Ýslam bilimlerini öðrenmiþtir. Kýlýç kullanmakta ve ata binmekte üstüne yoktur. Babasýnýn intikamýný almak üzere yola çýkar ve yirmi dört saat içinde düþman ordusunun kumandanýný, kardeþini ve belli baþlý on dört kumandaný daha öldürür. Hint'ten, Maðrib'e, zaferden zafere koþar ve yedi deniz ötesine kadar adý korku saçar.
Tanrý ona ayný zamanda doða üstü güçler vermiþti. Öyle bir sesi vardý ki, savaþ meydanýnda bir kükredi mi yetmiþ iki bin kâfir darmadaðýn olurdu.
Bir rivayete göre bir Rum Kalesi 'nin kumandanýnýn kýzý, Seyit Battal'a aþýktýr. Bu kalenin kuþatýlmasý sýrasýnda bir gün Battal kýrda uyurken, kumandanýn kýzý kaleden bakar ve babasýna imparator tarafýndan gönderilen yardýmý görür. Seyit Battal'ý uyandýrmak üzere kâðýda birkaç satýr yazar, bir taþa sarýp atar. Bu küçücük taþ, kahramanýn tam kalbine rastlar ve onu hemen öldürür. Bu kazada Allah'ýn iradesi kendini göstermiþtir. Yoksa bu kadar olaðanüstü güçleri olan bir kahramanýn, hiçbir düþman tarafýndan yenilmesi mümkün deðildir.
Antik Çað'da Nakoleia adýyla anýlan Seyitgazi, o dönemde önemli bir kent durumundadýr. Ancak Hristiyanlýk Çaðý'nda, kent eski gücünü yitirir ve Synnada Metropollüðü'ne baðlanýr. 198 yýlýnda ise tekrar "Metropollüðe" yükselir. 9. yy/dan sonra artýk Nepoleia adýna rastlanmaz. Bu arada Bizans eyaletlerine yayýlan Selçuklular, 1074 yýlýnda Frigya sýnýrýna kadar gelirler. Daha sonra arka arkaya gelen akýnlar nedeniyle Napoleia önemini kaybeder. Haçlýlarýn 1079'da Napoliea üstünden, Anadolu'nun içlerine kadar girdikleri rivayet edilir.
1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra doðudan gelen Türkler, 1074 yýlýnda Eskiþehir'i alýrlar. Þehrin alýnmasýnýn ardýndan, doðudan gelen Türk boylarýný durdurmak isteyen Manuel Kommenos, bunda baþarýlý olamayýnca batýya doðru çekilmek durumunda kalýr. Alparslan ve I. Kýlýçarslan zamanýnda Eskiþehir, Haçlý Ordularý'nýn geçiþ yeri olmuþtur. Eskiþehir il merkezinde, bu çaða ait fazla bir eser yoktur. YENİ VE YAKIN ÇAĞ Eskiþehir yöresi, Osmanlý Ýmparatorluðu'nun beþiði ve doðu seferleri yolu üstündeki önemli merkezlerinden biridir. Ertuðrul Gazi'nin ölümünün ardýndan, yerine oðlu Osman Bey geçer. Osman Bey, uçbeyi olduktan kýsa bir süre sonra kuvvetlenerek 1298 yýlýnda, önce Eskiþehir'i, sonra Ýnönü, Seyitgazi ve Sivrihisar'ý topraklarýna katar. Osman Bey'in Ahi Reisleri' nden Þeyh Edebali'nin kýzý Malhatun ile evlenmesiyle, Eskiþehir ve çevresi daha da kuvvetlenir. Osman Bey saðlýðýnda fethetmiþ olduðu topraklarý yakýnlarýna bölüþtürür. Buna göre, Eskiþehir'i kardeþi Gündüzalp'in idaresine býrakýr. Son araþtýrmalar; Sultan-Öyüðü Ýnönü yöresinin Osmanlý alanýnýn dýþýnda, Germiyanlar'a ait olduðunu göstermektedir.
14. yy. 'da, Orhan Bey döneminin sonlarýna doðru, Sultanönü, Karamanoðullarý' nýn eline geçer. Orhan Bey'in oðlu I. Murat döneminde de burasý, iki güç arasýnda sorun oluþturmaktadýr. I.Murat tahta çýktýðý zaman, Rumeli'ye bir sefer düzenlemeye karar verir. Bunu fýrsat bilen Karamanoðullarý; Varsaklar, Turgutlar, Türkmen Beyleri ve Sivas Bey'i ile I. Murat'a karþý birleþirler. Bunu öðrenen Sultan hemen Anadolu'ya döner. Onlarý yenerek Ankara'yý ele geçirir. Bu seferden dönerken de Sultanönü'nü 1363 yýlýnda Karamanoðullarý'nýn elinden alýr. Osmanlý sýnýrlarý, Karamanoðullarý topraklarýna, güneyde, Hamitoðullarý Beyliði'nin kuzeyine dayanýr. 1381 yýlýnda Germiyan Beyi'nin kýzý Devlet Hatun'un Þehzade Bayezit'le evlenmesiyle, Germiyan Beyliði topraklarýnýn kuzeybatýsý Osmanlýlar'ýn eline geçer.
Osmanlý Devleti'nin kuruluþ yýllarýnda, özellikle savaþlarla ilgili eldeki kayýtlarda. Seyitgazi veya Sivrihisar'ýn adýna pek rastlanmamaktadýr. Bunun nedeni, ilk yýllarda fetihlerin kuzey-batýya, Bizans'a doðru olmasýndandýr. Seyitgazi adý bu dönemde, sadece önemli bir Bektaþilik merkezi olarak anýlmaktadýr.
Sivrihisar ise, 14. yy.'ýn ilk yarýsýnda Karamanoðullarý Beyliði'nin sýnýrlarý içindedir. I. Murat'ýn Ankara seferinden sonra Osmanlý topraklarýna katýlmýþtýr.
1402 yýlýnda Ankara Savaþý sýrasýn-da,Sultan Yýldýrým Bayezit'in Timur Han'a yenilmesi üzerine Osmanlý egemenliðini yok etmek isteyen Timur, beylikleri yeniden güçlendirmek için diðer bir çok yer ile birlikte Sivrihisar'ý Karamanoðullarý'na verir. Bir süre Timur'un karargâhýný Sivrihisar'da kurduðu da söylenir. Yýldýrým Bayezit'in ölümünden sonra Sivrihisar, yeniden Osmanlý egemenliðine geçer.
15. yy.'ýn sonunda, II. Bayezit ile Cem Sultan arasýndaki mücadele Eskiþehir, yani Sultanönü yöresinde önemli olaylara neden olmuþtur. 1481 yýlýnda Bursa'ya giren Cem Sultan, orada II. Bayezit'in üzerine gönderdiði Ayaþ Paþa'nýn ordusunu bozguna uðratýr. Bunun üzerine II. Bayezit, Bursa üzerine yürür ve Cem Sultan'ý yener. Cem Sultan önce Eskiþehir'e, sonra Konya'ya kaçar. 1482 yýlýnda Mýsýr'a gider.
16. yy.'ýn Kanuni Döneminde, Eskiþehir'in konumu dolayýsýyla önem kazandýðýný görmekteyiz. 16. yy/da, Osmanlý Ýmparatorluðu'ndan günümüze kalan, ilginç bir belge bulunmaktadýr. Bu belge,Kanuni Sultan Süleyman'ýn Ýran Seferi'ne katýlmýþ olan Matrakçý Nasuh'un pek çok yerleþim yerinin, resmini minyatür sanatýný kullanarak yapmýþ olduðu, resim kitabýdýr.
O çaðlarda geometri, matematik, tarih, ordu, savaþ taktikleri ve becerileri "MATRAK" adýyla anýlýrdý. Somut olarak günümüze kalan eserleri; iki matematik, altý tarih ve biri çeviri olmak üzere savaþ-ordu hakkýndaki kitaplardýr. Kitaplarýnda anlattýðý Osmanlý Ordusu ve savaþ stratejilerinin yaný sýra, tanýtýcý bazý minyatür resimler de yer almaktadýr.
Fatih'in ilk zamanlarýna Kadar Eskiþehir, Ankara Beyliði'ne baðlý bir sancak ve 1451-1831 yýllarý arasýnda Kütahya Beylerbeyliði'ne baðlý bir sancaktýr. 1831-1841 yýllarý arasýnda da " Miralaylarla" idare edilen Eskiþehir, 1841 yýlýnda "Hüdavendigâr" (Bursa) eyaletine baðlanan bir þehir olmuþtur. Eskiþehir ancak 1925 yýlýnda il olarak kendi kimliðini kazanmýþtýr.
Yakýnçaðda Eskiþehir, özellikle demiryolunun, ekonomisinde yarattýðý canlýlýðý yaþamaya baþlamýþtýr. Tarým ürünlerini ve diðer hammaddeleri kolaylýkla taþýma olanaðý doðmuþtur. Ayrýca demiryolu yapýmýyla baþlayan endüstri etkinliði, burada yeni iþ alanlarý yaratmýþtýr. Eskiþehir'in 20. yy. baþlarýnda, göçlerle nüfusu oldukça artmýþ, kentin görünümü ve toplumsal yapýsý deðiþikliðe uðramýþtýr. 1905 yýlýnda, Aþaðý Mahalle'de çýkan büyük bir yangýn sonucu, çarþý ve çevresi yanmýþ, þehir yeniden düzenlenmek durumunda kalmýþtýr. CUMHURİYET DÖNEMİ Eskiþehir, Milli Mücadele yýllarýnda, uzun süre gündemde kalan bir þehir olmuþtur. Ýstanbul'u Anadolu'yu baðlayan demiryolu üzerindeki stratejik konumu, iç çalýþmalardaki rolü, Anadolu'yu istila etmiþ olan Yunan Ordusu'nun Orta Anadolu'ya geçiþinin eþiðini oluþturmasý ve yeni devletin kuruluþuna katkýlarýyla önem kazanmýþtýr. Mustafa Kemal Paþa'nýn baþkanlýðýnda toplanan Sivas Kongresi'ne (4 Eylül 1919) Eskiþehir'den; Siyahizade Halil Ýbrahim Efendi, Bayraktarzade Hüseyin Bey ve Hüsrev Sami Bey katýlýr. Mustafa Kemal Paþa ve arkadaþlarý, Eskiþehir'de toplantý yapmaya karar verirler. Ancak Eskiþehir-Ankara tren yolunun iþletilmesinin itilaf devletlerince yasaklanmasýndan dolayý toplantý Ankara'da yapýlýr. Atatürk, ünlü Nutku'nda, Kurtuluþ Savaþý sýrasýnda Eskiþehir'e 520 kiþilik bir Ýngiliz taburuyla, 100 kiþilik bir baþka müfrezenin gönderildiðinden söz eder. Bu kuvvetler Eskiþehir'de Ýstasyon çevresine yerleþirler.
15 Mayýs 1919'da Ýzmir'e, çýkan Yunanlýlar, kýsa süre içinde Menderes, Salihli, Akhisar ve Ayvalýk'a kadar uzanan bir hat üzerinde ilerlediler. Yunan kuvvetleri ayrýca, Ýstanbul'daki Ýngiliz Generali Milne ve kuvvetleri tarafýndan desteklenmekteydi. Ýngiliz Generali Milne, görünüþte iki tarafa da saldýrýyý yasaklamýþtý. Ancak Yunanlýlar, 22 Haziran 1920'de saldýrýya geçerek Bursa, Uþak, Alaþehir ve Nazilli'yi aldýlar.
1921 yýlýnda Eskiþehir'e 40 km. uzaklýktaki Ýnönü'de, Birinci ve Ýkinci Ýnönü Muharebeleri yapýldý. Stratejik konumu bakýmýndan önem taþýyan Eskiþehir'in, Yunanlýlar tarafýndan elde tutulmasý son derece önemliydi.. Bu yüzden Türk-Yunan Savaþlarýnýn beþ muharebesinin üçü, Birinci Ýnönü, Ýkinci Ýnönü ve Kütahya-Eskiþehir Muharebeleri, Eskiþehir 'de gerçekleþmiþtir.
Eskiþehir-Kütahya Savaþlarý sonunda Türk Ordusu Sakarya'nýn doðusuna çekilir. 23 Aðustos 1921'de Yunanlýlar yeniden saldýrýr. 30 Aðustos 1921'de ise düþman ordusu, en aðýr yenilgiyi alarak geri çekilmeye baþlar. 2 Eylül 1922 günü, Seyitgazi yönünden gelen Türk Süvarileri Tekkeönü'nden Eskiþehir'e inerler ve düþman kuvvetlerini Eskiþehir'den çýkartýrlar. Cumhuriyet Dönemi'nden önce, Lozan Konferansý görüþmelerinin ilk bölümünün kesilmesinden sonra, Ýsmet Paþa ve heyeti, Mustafa Kemal Paþa'yla Eskiþehir'de bir araya gelir. Daha sonra Mustafa Kemal Paþa, Cumhuriyet'in ilanýnýn ardýndan çýktýðý yurt gezilerinde trenle Eskiþehir'e gelir. Halk tarafýndan büyük bir coþkuyla karþýlanýr. 6 Aðustos 1929'da yine Eskiþehir'e gelen Atatürk, Eskiþehir Garý'nda kendisini karþýlayan Temyiz Mahkemesi üyeleri ve gazetecilerle görüþerek, demeç verir. 16 Ocak 1933'teki yurt gezisinde, Eskiþehir'i gezer, lisede derslere girer ve Halkevi'nde görüþmeler yapar. 21 Haziran 1934'te, beraberinde Ýran Þahý Rýza Pehlevi'yle Eskiþehir'e gelerek, "Atatürk Havaalaný"ný gezer ve hava manevralarýný izler.
8 Haziran 1936, 6 Ocak 1937, 4 Haziran 1937 ve 20 Kasým 1937 tarihinde de trenle Eskiþehir'e gelerek, garda ve þehirde görüþmeler yapar. Atatürk Eskiþehir'e son olarak, 21 Ocak 1938 tarihinde gelir. Kendisini karþýlayanlarla garda üç saat görüþür. Bu arada, daha önce isteði üzerine Eskiþehir'e getirilmiþ olan "Kalabak" suyuna, "Atatürk Suyu" adýnýn verilmek istendiðini duyunca, þöyle der: "Tabiatýn vermiþ olduðu bir nimetin sahibi olmak isteði ve iddiasýnda hiçbir zaman olmadým."
Atatürk yurt gezilerinde Ýstanbul'dan sonra en çok Eskiþehir'e gelmiþ, her geliþinde Eskiþehirliler'in sorunlarýný sormuþ, görüþmeler yapmýþtýr.
Atatürk'ün Eskiþehir'e geliþ tarihleri sýrasýyla þöyledir. 1.) 21 Haziran 1920 - 22 Haziran 1920 2.) 28 Temmuz 1920 3.) 27 Aðustos 1920 - 28 Aðustos 1920 4.) 4 Aralýk 1920 - 5 Aralýk 1920 5.) 11 Þubat 1921 - 13 Þubat 1921 6.) 2 Mayýs 1921 -3 Mayýs 1921 7.) 15 Ocak 1923 8.) 19 Þubat 1923 - 20 Þubat 1923 9.) 24 Mart 1924 10.) 30 Aðustos 1924 11.) 21 Eylül 1925 12.) 5-6 Aðustos 1929 13.) 20-21 Temmuz 1931 14.) 16 Ocak 1933 15.) 16 Nisan 1934 16.) 21 Haziran 1934 17.) 8 Haziran 1936 18.) 6 Ocak 1937 19.) 9 Ocak 1937 20.) 4 Haziran 1937 21.) 20 Kasým 1937 22.) 20 Ocak 1938 (Kalabak s.)
Eskiþehir, savaþtan sonra yeniden kurulur ve savaþ kalýntýlarýnýn arasýndan yeni bir þehir yaratýlýr. Ýþgal günlerinin ardýndan, ilk olarak ekonomi alanýnda düzenlemeler yapýlýr. 31 Aralýk 1925 tarihinde "Zahire Borsasý" ve "Eskiþehir Ticaret Borsasý" kurulur. 1894 yýlýnda çalýþmaya baþlayan ve nitelikli iþçi yetiþtirilmesine ön ayak olan "Lokomotif ve Vagon Tamir Atölyesi" ve buna baðlý "Çýrak Okulu" çalýþmalarýný sürdürür. Bunlara ek olarak 1926 yýlýnda, "Uçak Bakým Atölyesi" kurulur. Bu kuruluþlar, Eskiþehirliler'e yeni iþ imkânlarý yaratýr. Cer ve tamir atölyeleri, 1924 yýlýnda T.C.D.D Ýþletmesi'ne devredilir. 1918 yýlýnda ise "Eskiþehir Çiftçi Bankasý" kurulmuþtur.
Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda endüstriye, tarýma ve doðal kaynak araþtýrmalarýna hýz verildi. Bu yýllarda un, tuðla kiremit, kereste endüstrileriyle ilgili araþtýrmalara da baþlandý. 1927 yýlýnda Eskiþehir'de, "Kurt Kiremit Fabrikasý" ve "Arslan Kiremit Fabrikasý" kuruldu. Bu iki fabrikanýn baþarýsý bu bölgede kýsa zaman içinde baþka fabrikalarýn da açýlmasýný saðladý.
1927'deki ilk hamleden sonra, Eskiþehir'de çanak-çömlek endüstrisi hýzla geliþti. Bugün on iki modern kuruluþ ve Eskiþehir Ticaret Odasý üyelerinin bir kýsmý kiremit, tuðla ve sýcak tuðla üretimine destek vermektedirler. Türkiye'de talep edilen çanak-çömleðin büyük bir bölümü Eskiþehir'den karþýlanmakta ve bir kýsmý da ihraç edilmektedir. Bu endüstrinin geliþimi, 1953 yýlýnda kurulan Çimento Fabrikasý'nýn banka kredi desteði ile sürdürülmüþtür. Bunun yanýsýra 1965 yýlýnda kurulan "Eston A.Þ.", prefabrik yapý sektöründe önemli hizmetler vermektedir. Anadolu'da yapýlan porselen ve seramikler, Eskiþehir'in yanýsýra Bursa, Kütahya ve Bilecik'te de geliþen bir endüstri kolu olmuþtur.
Eskiþehir her zaman tahýl üretiminde ilk sýrayý alan illerden biridir. Ekmek yapýmýna uygun olan ak buðday ve biracýlýkta kullanýlan arpa, bu yörede yetiþtirilir. Ayrýca 19. yüzyýlýn ikinci yarýsýndan itibaren, Rus Çarlýðý'nýn yýkýlmasýndan sonra Kýrým ve Orta Asya'dan gelen Tatarlar, tarým alanýndaki geliþmelere büyük katkýda bulunmuþlardýr. Eskiþehir'de Þeker Fabrikasý'nýn kurulmasýnda önce þeker pancarý üretimi yapýlmamasýna raðmen, 1933 yýlýndan itibaren þeker pancarý üretiminin sulu tarýmda önemli bir yeri olmuþ ve köylerin girdileri artmýþtýr.
1940 yýlýnda Eskiþehir, Türkiye'nin altýncý büyük ilidir. Artan nüfusla birlikte, konut yapýmýnda büyük bir artýþ görülmektedir. Kent merkezi sürekli olarak kuzeye doðru geniþlemektedir. Doðuda Þeker Mahallesi ve Yeni Mahalle, bu dönemde kurulmuþtur. Odunpazarý ve Yukarý Mahalle, artýk bir merkez olmaktan çýkmýþtýr. Aþaðý Mahalle'de, Hamam Caddesi'nin iki yanýnda, Porsuk boyunca uzanan kavak ve söðüt aðaçlarýnýn arka kýsmýnda Bahçelievler bulunmaktadýr. Bu dönemde Köprübaþý Caddesi seçkin bir yer olmuþ, yeni iþ yerleri açýlmýþtýr. Kentin eðlence ve gezinti yerleri, Yalaman Adasý ve Suboyu'dur.
1940'larda Eskiþehir'de endüstriyel geliþmelere teknoloji de eklenmiþtir.29 Ekim 1961 tarihinde. Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel'in, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluþ yýldönümü kutlamalarý için Eskiþehir'e gelmesinin planlanmasý üzerine, bu tarihte ilk otomobil Cumhurbaþkaný için üretildi ve sunuldu.
Önce arabanýn gövdesini oluþturan parçalar, sonra gövde ve diðer bölümler, buradaki atölyelerde imal edildi. Metal levhalarla gövdesine þekil verildi. Üzerinde günlerce çalýþýldý ve ortaya yepyeni bir otomobil çýktý. Bu otomobile "Devrim" adý verildi. Devrim, ilk gösteriminde (29 Ekim 1961) Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel tarafýndan kullanýldý.
Devrim; otomobil üretiminde ilk tecrübe, ilk adýmdý. Bu, görünüþte sembolik bir iþti. Ancak olanaklar dahilinde, Türkiye'nin endüstri sektöründe neler yapýlabileceðinin bir göstergesi olmuþtur. Bu ilk adýmdan birkaç yýl sonra, "Anadol" adý verilen otomobilin üretimine baþlandý.
29 Ekim 1961 tarihli gazetelerde þu baþlýklar yer almaktaydý: "Ýlk Türk otomobili Devrim, yola çýktý ve yirmi adým sonra durdu".
Bu baþlýðý, ilk geziyi yapan Cumhurbaþkaný Cemal Gürselin sözleri izliyordu:
"Türk araba yapar ama, benzini koymayý unutur."
Devrim, bugün artýk sessiz sedasýz duruyor. Ancak Eskiþehir sanayii, ilerlemesini durmadan sürdürüyor. COĞRAFİ YAPI Eskiþehir, Ýç Anadolu Bölgesi'nin kuzeybatýsýnda yer almaktadýr. Kuzeyde Karadeniz, kuzeybatýda Marmara, batý ve güneybatýda Ege Bölgesi ile komþudur. Eskiþehir'in ilçelerinden Seyitgazi'nin küçük bir bölümü Ege'nin, Sarýcakaya Ýlçesi'nin tümü ile Merkez ve Mihallýçýk ilçelerinin bir bölümü Karadeniz Bölgesi'nin etkisindedir. Ancak Eskiþehir, coðrafi karakterini genellikle Ýç Anadolu Bölgesi'nden alýr.
Kuzeyden Bozdað ve Sündiken Daðlarý, güneyden Emirdað, doðudan Orta Asya Vadisi, batýdan Türkmen Daðý gibi doðal sýnýrlarla çevrili olan il alaný, yaklaþýk 13.653 km2 dir. Bu alanýyla il, Türkiye topraklarýnýn %1.8' ini kaplamaktadýr. Ýl merkezinin denizden yüksekliði ise 792 m dir.
Eskiþehir ili, güneyden Afyonkarahisar'ýn Emirdað ve Ýnsaniye; güneydoðudan Konya'nýn Yunak; doðudan Ankara'nýn Polatlý, Nallýhan ve Beypazarý; kuzeybatýdan Bolu'nun Göyük; batýdan Bilecik'in Gölpazarý, Söðüt, Bozüyük ilçeleri ve Kütahya ile çevrelenmiþ durumdadýr.
Yaklaþýk %22'sini daðlarýn oluþturduðu ilin, yeryüzü þekilleri içinde ovalarýn payý %26 dolayýndadýr.
Ýç Anadolu'nun kuzeybatý köþesinde yer alan Eskiþehir ilinin topografik yapýsýný, Sakarya ve Porsuk havzalarýndaki düzlükler ile bunlarý çevreleyen daðlar oluþturur. Havza düzlüklerini, kuzeyden Bozdað-Sündiken Sýr
|