aslında herkes hikayenin sonunda altın bulduğunu ve olay yerine giden köylülerin altını yağmaladığını ve olay yerine intikal eden cendermelerin altına el koyup sorumluları ilçe karakoluna götürdüğünü düşünecek ama sonuç öyle değil. hikaye bu ya olmaz olmaz demeyin. hüseyin dayı uzun araştırmalar ve üstün teknoloji ürünü cihazları yardımıyla ve parakapısı.net formundaki edindiği bilgilerin vede sizlere gönderdiği resimlere aldığı yorumlardan sonra sonuca emin adımlarla ilerlerken gömüye iyice yaklaştığını hisseti ve son bi kaç hamleden sonra mağrada bulduğu mahzenin girişini açıl susam açıl tarzındaki şifreli ve sihirli sözle açtıkatan sonra ( zannımca hüseyin dayı kapıyı açmak için 'ula meymenetsiz kapı açıl' veya ünlü filozofun sezara söylediği 'gölge etme başka ihsan istemez' kabilnden bir sözle mahsenin kapısını açtı ve içeri girdi. içeri girdiğinde uzun bir koridorla karşılaştı, elindeki çıranın ışığında ilerlerken (şimdi diyeceksinizki 'yapma küçükağa sende amma yaptın haa, son teknoloji cihaza sahip biri fener veya daha iyi bir aydınlatma aracı kullanması gerekirken çırada nerde çıktı' diyebilirsiniz) acele etmeyin derim. hüseyin amca elindeki parayla o son teknoloji cihazı vede parakapısı formuna girebilmek ve bu bilgi formundan faydalanmak için eve internet bağlatıp, sonrada en fiyakalısından bi laptop aldıktan sonra elde avuçta beş kuruş parası kalmaz. ahırdaki son ineğide satıp bilgisayar kursuna gittikten sonra elinde avucunda para kalmayan hüseyin dayı, bir defineciye gereken hayati malzemeleri alacak parayı bulamayınca ilkel yollara başvurmak zorunda kalır. neyse neyi nerden bulduğunu geçelim hüseyin dayının macerasına dönelim. bizim dayı koridorda çıranın ışığında ağır ağır ilerlerken uzaktan gelen belli belirsiz sesler duymaya başladı, hüseyin dayı ilerledikce seslerde yaklaştı ve netleşti. hüseyin dayı korkmuştu bir an geri dönmek istedi ama sonuca bu kadar yaklaşmışken dönmek olmazdı. seslere kulak kesildi çocuk sesleriydi ve yüzlerce çocuk bir ağızdan ağlıyodu. dayı bi LA HAVLE çektikten sonra 'NAS VE FELAK' sureleriyle başlayan duaların arkasına bldiği bütün duaları ekledi. çocuk sesleri kesilmişti. devam etti yürümeye (ula ne bitmez koridordu

) neyse dayı az daha yürüdü yolun sonuna gelmişti. kocaman bir oda ve içerisinde sandıkalr ve küpler dolusu altın. bizim hüseyin dayı volçanın hazinesini bulmuştu. tek başına çıkarması günler sürerdi.

yav hikaye çok uzadı nasıl bitirecem bende şaşırdım. neyse devam. hüseyin dayı hayranlıkla altınları seyrederken derinlerden bir ses duydu. ses '' kalk herif kalk namaz kaçacak'' diyodu. hüseyin dayı birden sıçradı, gözlerini açtığında kendini yatağında buldu. hala rüyanın etkisindeydi. kendi kendine söylenerek abdest almaya giderken şöyle diyordu '' yav nerden üye oldum bu foruma. iflahımı söktü, indiana jons gibi olduk, her gün bir define çıkarıyok. daha dün kayıp şehiri atlantisi bulduk bu gün volçanın hazinesini, ALLAH'IM sen aklıma mukayyet ol...''

HİKAYE BU YA DEMİŞTİK..