Forumda Resimlerin Görülmesine İzin VerilmiyorResimleri Görebilmek İçin [ Buraya Tıklayarak Üye Olunuz ] veya [ Giriş Yapınız ] KURŞUNLU HÖYÜKLERİ VE İNCİRLİ NEKROPOLÜ :
Kurşunlu Höyükleri ve İncirli yöresinde turizme açılmamış bir çok değer bulunmakta. Bunların çoğu yöre insanımızca bilinmekle birlikte 1958 yılında tespiti yapılmış ve envantere girmiştir. Höyükler ise 2000 Yılında Fotoğraflanmış fakat İncirli bölgesine gidilmemiştir.
Sadece harman alanına yakın ve kayıtlarda Beşevler Höyükleri olarak geçen 3 höyük(Bunun biri görülebilir seviyededir, diğerleri tarım arazisine karışmıştır) foroğraflanıp katoloğa konmuştur. Köy altında bulunan bir büyük höyük ise henüz araştırılmamıştır. Höyük olup olmadığı tartışmalıdır. Arıcaklardaki resimlenen iki höyükle birlikte toplam 26 höyük sıralı şekilde Bilecik'e kadar devem etmektedir.
Bütün bunlardan bizce en önemlisi İncirli Köyü Timüslüsü’dür. Bu Tümülüs yakınlarında ise bir Nekropol bulunmaktadır. Erken zamanlarda hazine avcılarının yağmasına maruz kalınca kapatılmıştır. Araştırmacılar Soğucakpınar arkeolojik sit alanı gibi burasının da sit alanı ilan edilmesini istemiş fakat İncirli şehir alanı bulunamayınca vazgeçilmiştir. Bu yöreye ait a Arıcaklar ve Kasımlar’daki kaya mezarları bile korunamamıştır.Yağmalanmıştır.
Fakat yabancı kaynaklarda bu alanlarla ilgili olarak birtakım bilgilere ulaşmak olasıdır.
İncirli’deki Nekropol alanındaki buluntularda “hazine” tabir edilen para ve kıymetli eşyalar yoktur.Buna rağmen saldırıya uğramış çok sayıda mezar vardır. Göldağı mezar alanı bile yağmalanmıştır.
Nekropol alanına girişte Bostancı yamacı boyunca uzanan mezarların üstünden yer yer yol geçmiştir.Bu eski yol asıl şehrin içine girer (Bu kesim henüz ortaya çıkartılamamıştır, kısıtlı aramalarda da bulunamamıştır).
Mezarlıklar Eski Çağ'ın kentlerinde genellikle kentin girişinde ve yolun yanında olurdu. Böylece kente gelenler, görkemli anıt ve mezarları görür ve selamlardı.Bu alanda anıt mezar var mıdır yok mudur bilinmemektedir.Fakat bu biçim bütün eski antik dönem şehirlerinde böyleydi.Bu varsayımdan hareketle “vardır” denebilir.
İlk amatör kazılarda temel seviyesinde Roma Çağ'ına tarihlenen lahitler ile kiremit kapaklı mezarlar bulunmuştur. Lahitler yakındaki mermer ocaklarından çıkan taşlardan ve kalker taşından yapılmıştır. Üzerlerini iki veya üç taş kapak kapatmaktadır. Bostancı çeşmesindeki yapı benzeri lahitler bulunmuştur. Osmanlı döneminde bu lahitler kırılmış parçalanmıştır.1958 li yıllardaki araştırmalarda lahitlerin içinde bir veya iki iskelet bulunmuştur.
Ayrıca kiremit mezarlara da rastlanmıştır.Bunlar yanlarda ikişer olmak üzere karşılıklı yerleştirilmiş dört kiremitten oluşur. Beşik çatı biçiminde yapılan bu mezarların içinde lahitlerde olduğu gibi bir veya iki kişi gömülmüştür. Mezarlarda üzerinde üretildikleri atölyenin amblemi olan büyük kremitler kullanılmıştır.Yakın zamana kadar faaliyette bulunan yöereye yakın kremit ocakları olduğu bilinmektedir.
İncirli Köyü Tümülüsü dünya literatörüne de listelenmiş fakat bir çalışma yapılmadığından yayınlanmamıştır. Anadoluda yaklaşık 16.000 den fazla buna benzer höyük ve tümülüs bulunmaktadır.
Bu antik çağ mezarlarına ulaşılmasına rağmen kent bulunamayınca üstü kapatılmıştır. Yol yapımı çalışmaları sırasında dozerlerle de alan iyiden iyiye tahrip edilmiştir.
Aynı şekilde Göl ovasındaki höyük de tarla olarak kullanıldığından tahrip olmuştur.DSİ'nin de sulama projelerinde ve kanal açma çalışmalarında bu konuya gereken önemi vermemesi tahribi hızlandırmıştır.
Eskiden vadiye inildiğinde bir de su kanalı vardı. Bu kanalın her iki yanı basamaklıydı ve söz konusu basamaklar yazın kanaldaki su düzeyi aşağı indiğinde yaşayanlara kolaylık sağlıyordu. Bundan başka kanalın kuzey ucundan Roma çağında var olan ve derenin suyunu düzenleyen kapatma sistemi mevcuttu. Bu kanalların Sakarya nehrine kadar gittiği tahmin edilmektedir.
Bugün bu kanallar ya tahrip edilmiş ya da toprakla örtülmüştür.
Göl Dağı’nda yağmalanan mezarlarında da cam ve pişmiş topraktan yapılmış koku şişeleri, pişmiş toprak heykelcik çeşitleri, Pişmiş toprak kabartmalı levhalar, takılar, eski paralar, çeşitli tabak tipleri, tek kulplu ya da kulpsuz maşrapalar ve bazı aletler, takılar gibi buluntular çıkmıştır.
Papazlar denilen Eski Kilise alanında ise maşrapalar ile oturur durumda veya ayakta betimlenmiş pişmiş toprak heykelcikler, ile demir haç, ve başsız birkaç heykelcik ve ikon bulunmuştur.
Bunlardan köylülerin buldukları paralar ile küçük kurşun ve alaşım heykelciklerin de tarihi değeri olmasına karşılık yapıldıkları alaşımların parasal değeri olmadığından ve bol bulunduğundan maddi getirisi yoktur. Halen buluntular çıkmaktadır.2006 yılında Bilecik’te jandarma tarafından yakalanan bazı tarihi buluntuların bu yöreden çıkarıldığı tahmin edilmektedir.
M.S. 2. yüzyıla kadar uzanan bu nekropolün gömütlerinden, farklı mezar tiplerine de ulaşılmıştır. İlk buluntu tabakası o zamanlar mevcut toprak üst yüzeyinin yaklaşık 3,00 m altında yer almaktaydı.
İlk buluntular sel sonucu ortaya çıkmıştı. Bunlar yağmalanmış kalanlar da sağda solda saçılmış vaziyette harab edilmişti. Mezarlar, doğu-batı yönünde yapılmıştır. Tabakada, kiremit kapaklı, basit toprak mezar ve duvarla çevrili mezar olmak üzere üç ayrı mezar tipi kullanılmıştır. Çok az buluntu içeren 1. gömü tabakasının mezarları genellikle M. S.4. yüzyıla tarihlenir.
İkinci kez de traktörle tarla sürerken pulluğa takılan bir taşın açılmasıyla 3 bölmeli bir yapı ortaya çıkartılmıştır.Bundan ne çıktığı ve çıkanların akibeti bilinmemektedir.
2.Tabakada ölüyü yakarak gömme (kremasyon) geleneğinin varlığını gösteren kanıtlar ele geçmiştir. Bu kanıtlar Göldağı mezarlarında da bulunmuştur. Bu uygulamada ölü yakıldıktan sonra, arta kalan kül, kemikler, hediyeler toplanarak bir çömleğe doldurulur ve ağzı kapatılarak bir çukura yerleştirilirdi. Çömlek parçaları ve küllerin varlığı kanıtlanmış fakat bir lab.incelemesi yapılmamıştır.
Bu çömleklerden Vayıs tarlalarında da bulunmuş ve define zannedilerek tahrip edilmiştir.Bu çömlekler, genelde bir testi (amfora), hydria veya küp gibi derin kaplardan oluşurdu.Üstleri de sağlam bir kaya ile örtülürdü